Mado Çayı

Çay içmek için onlarca sebebiniz ve yeriniz olabilir. Arkadaşınızla, sevgilinizle bazen bir çay ocağı tarzı bir yerde bazen de lüks bir yerlerde çay içebilirsiniz. Zaten çay ülkede nerdeyse kasapta bile satılır hale geldi. Fakat Madoda çay içmek için birkaç nedeniniz olmalı. Bu yazımda Madonun çayı hakkında bir iki şey söylemek istiyorum.

Öncelikle açtığı yerler bazen leş olmakla birlikte çoğu zaman takdir edilesi yapılar olabiliyor. Gerek iç dizaynı gerekse dış dizaynı olarak insanı cezbeden özelliklere sahip. İstiklal’de bulunan şubeleri için aynı şeyleri söylemesem de yine dizaynı diğerlerine nazaran güzel.

İki çay söyledim. Tabi daha önce Madoda çay içmiştim ama üç dört yıl önceydi. Ama aklımda kalan iyi birtakım düşüncelerdi. Çayın servis edilişi bir kere size ‘burada böyle’ dedirtir. Bakır tepsinin bir tarafına kurabiye, diğer tarafına minik bardaklara konmuş ufacık çiçekler ve ne çok küçük ne de çok büyük bir bardakta geliyor. Yani sunum mükemmel. Bir çay ancak bu kadar güzel sunulabilirdi bana göre.

Peki çay nasıl? Çay şu ana kadar içtiğim çaylardan en güzeli, en lezzetlisiydi. Kesinlikle ılık gelmeyen çay gayet sıcak ve taze. Tomurcuk kokması zaten ayrı bir güzellikti. Çayın servis edilişi ve çay gayet güzeldi haliyle garsona bir çay işareti daha yapıldı ve yine aynı özellikte bir adet daha çay geldi. Afiyetle içildi ve en son hesabı istemeye sıra geldi. Benim kafam hala çay ödeme şekli büyük ihtimalle samimi olduğum ya da orada hemen samimi olduğum şekilde ücreti ele sıkıştırmak olarak kalmış. Halbuki poslar geliyor, garson geliyor felan filan. Neyse iki çay 10 TL çıktık.

Aklımda güzel ama bana göre pahalı, aynı zamanda mükemmel bir çay anlayışına sahip bir cafe-restoran olarak kaldı. Her gün ya da her hafta olmasa da ayda bir ya da iki kez gidilmesi gereken bir yer zannımca.