Mekan Tasarrufu

Bundan yaklaşık yüz elli sene önce Sanayi Devrimine kadar dünyanın arazi gibi bir derdi yoktu. İnsanlar için bina dikmenin bir yarışı ve herhangi bir rekabeti yoktu çünkü buna ihtiyaç da yoktu üstelik. Fakat Sanayi Devrimi ile beraber zaman ve mekanda inanılmaz derecede daralmalar ve küçülmeler meydana geldi. Barok tarzıyla yapılan binalara baktığınızda ya da Osmanlı eserlerine baktığınızda ‘dikey’ diye bir deyim yoktu. Yapılan eserlerin hepsi enine olan ve genişçe eserlerdi aynı zamanda. Bir binayı dikey yapmak için estetik dışında tek şey vardır: Mekan tasarrufu.

Mekan tasarrufluğu günümüzün en önemli sorunlarından bir konumunda. Çarpık kentleşme mesela bu sorunun en önemli yansıtıcılarındandır. Gökdelenlerin gökleri yırtacak seviyelere kadar çıkması mimarinin tüm estetiğini yok etmiş durumda. Ne açıdan bakarsak bakalım tehlikeli ve çirkin bir şeydi bu.

Yataylıktan dikeyliğe değişen mimari ve yaşam tarzı insanların artık pek de umurunda olmamaya başladı. Neden diye soracak olursanız eğer, kimse bunun farklında değil  ya da fark etse dahi ne işe yarayacak ki bu farkındalığı. Düzen artık insanları dikey olmaya zorluyor. Mezarları bile.

Üst üste yaşama şekli, insanları, tıpkı binaları tasarruf ettiği gibi tasarruf ediyor ve insanlık her geçen gün biraz daha sıradanlaşıp değerini kaybediyor. Dikeylik her zaman için sıradanlık demekti ve insanlar da dikeyleşti günler yıllar geçtikçe.

 

Mekan tasarrufu artık o kadar ilerledi ki bir mekanda aynı zamanda üç mekan dört mekan olmaya başladı. Boş toprak parçası o kadar değerli hale geldi ki zamanında bir yerlerden bir toprak alan insanların torunları milyarder olup, paranın belini kırır hale geldi.