Mülkiyet Kavramı

Mülkiyet kavramının doğuşuna bakalım. Eski insanların yaşam biçimine. Tarım Devrimi’nden önceki insanların yaşamı daha çok avcı toplayıcı-günü kurtarmaya yönelik bir yaşamdan ibaretti. İnsanlar, avladıkları hayvanların etlerini yiyor, kafalarını sokabilecek bir mağarada yaşıyor ve sadece karınlarının doymasını düşünüyordu. Yani gelecek gibi bir dertleri yoktu. Gelecek onlar için en iyi ihtimalle yarın demekti. Yarın aç kalır mıyım?

Gelecek kaygısının insanlarda oluştuğu kaotik ortam insaları belirli bir arayışa itti. Arayışın sonucunda ise insan, çareyi belirli bir yeri kendi alanını olarak belirme ve buna da diğerlerinin saygı duymasını beklemede buldu.

Mülkiyet kavramının doğuşu ise insanın toprağı ekmesi ile başlayan bir süreçti. Toprağı eken ve topraktan ektikleri ile beslenen insanların bir derdi oldu böylece: Mülkiyet.

Belirli bir alanın etrafını çevirerek “burası benim” demek ve diğer insanların buna saygı duymasını, onay vermesini beklemek, mülkiyetin temel problemi oldu.

İlginizi Çekebilir:  Hegemonya Nedir?

Peki mülkiyeti hırsızlık olarak değerlendiren unsur ne olabilir? Mülkiyete hangi politik ve sosyal zeminden bakarsak hırsızlık olduğunu kabul edebiliriz.

Ünlü Fransız düşünür J. J. Rousseau, mülkiyet kavramı hakkında şunları söylemiştir:

“Bir toprak parçasının etrafını çitle çevirip, bu bana aittir, diyebilen ve buna inanacak kadar saf insanlar bulabilen ilk insan, uygar toplumun gerçek kurucusu oldu. Bu sınır kazıklarını söküp atacak, sonra da hemcinslerine, “bu sahtekara kulak vermeyin, meyvelerin herkese ait olduğunu, toprağın ise kimsenin olmadığını unutursanız, mahvolursunuz” diye haykıracak olan adam, insan türünü nice suçlardan, nice savaşlardan, nice cinayetlerden, nice yoksulluklardan ve nice korkunç olaylardan esirgemiş olurdu.”

Mülkiyet kavramına baktığımız zaman, kimsenin doğanın kendisine verdiği bir ödül olarak belirli bir alana sahip olmadığını görürüz. Yani tabiat hiçkimseye “şurası senin doğuştan hakkındır” demiyor.

İnsanın doğası gereği açgözlü olması, ona türlü zenginliklere sahip sınırsız bir şekilde sahip olmaya itmiştir. Bu da elbette ki eşitliğin ortadan kalkması ile sonuçlanmıştır.

İlginizi Çekebilir:  Kontrgerilla Nedir?

Zengin ile yoksulun bir arada varoluşu,
zenginliğin ve bununla birlikte toplumsal iktidarın yoğunlaşması, tröst, kartel ve tekel örgütlenmeleri, holdingleşme ve birbirlerine çapraz bağlarla bağlanmış yönetim kurulları, eşit bireyler arası serbest rekabet idealini ortadan kaldırması durumu, mülkiyetin bireyler arasındaki haksız rekabetin bir parçası olmasını sağlamıştır.

Aslına bakarsanız mülkiyet kavramı, modern insanın temelini oluşturur. Mülkiyet, modern adını verdiğimiz günümüz dünyasının temel yapı taşı olmuştur. Birçok kavram da mülkiyet kavramının doğuşundan sonra ortaya çıkmıştır.

Hukuk, devletler, töre ya da etik veya ahlaki kurallar ve değerler; ilişkileri düzenleyen türlü normlar, mülkiyet kavramının doğmasından sonra ortaya çıkmıştır.

Müşkiyet kavramına biraz sahan yakından baktığımız zaman tamamen suni, yapay olduğunu görürüz.

Vakti zamanında bir insan çıkıp “burası benim” demiş ve diğer insanlar da buna saygı duyup kabul etmişler. Daha sonra bu birey kendisini güvende hissetmemiş ve kendi doğal haklarından vazgeçerek devletlerin kurulmasına kendi öz rızasıyla onay vermiştir. Devlet de kendisine bu birey gibi doğal haklarını devreden vatandaşları için aralarındaki düzen ve uyumu sağlamak adına hukuk kavramını ortaya çıkarmıştır.

İlginizi Çekebilir:  Teknokrasi Ne Demek? Teknokrasi Nasıl Bir Yönetim Biçimdir?

Devletlerin tarih sahnesine çıkması, hukukun doğuşu ve günümüz devletlerinin temelinde yukarıdaki süreç etkili olmuştur.

Bu, olayın sadece pozitif bir kısmı. Asıl trajik olanı ise olayın negatif kısmı. Mülkiyet beraberinde ihtilafları ve savaşları da getirmiştir. İnsan doğası gereği anarşik ve aç gözlü olduğundan savaşlar da kaçınılmaz olmuş ve millet kavramı ortaya çıkmıştır.

Kimileri buna “din” kavramını da ekler. Bu gerçeklikleri göz önünde bulundurarak şu soruya cevap bulalım: Tarihte hangi savaş din ve milliyet olguları dışında gerçekleşmiştir?

Diğer bir soru ise başlı başına bir “sorun”dur: Mülkiyet hak mıdır? Hırsızlık mıdır?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

e sigara