Onaylanma İhtiyacı

Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi’nde üçgenin en tepesinde yer alan kendini aşkınlamak ya da kendini kanıtlama evresi, onaylanma ihtiyacı olarak da karşımıza çıkar. İnsanların temelde fizyolojik ve biyolojik yaşam şartlarını yerine getirdikten sonra başkaları tarafından alkışlanmak isterler. Bu evre onaylanma ihtiyacı da diyebileceğimiz “kendini aşkınlama” evresidir.

Aslına bakarsanız yaptığımız tüm işlerde, gelecek planlaması yaparken, yabancı dil öğrenirken ya da bozuk bir musluğu tamir ederken de temel motivasyon kaynağımız budur.

Alkış toplayacak işler yapmak, birileri tarafından onaylanmak, insanın en temel içgüdülerinden birini oluşturması bakımından da önemli bir konu.

Doğan Cüceloğlu bu konuda: “Bir insan için ulaşılabilecek en büyük mertebe, güvenilir insan olmaktır.” der. Onaylanmak bir nevi güvenilir olmak demektir. Başkaları tarafından onaylanınca kendi yaptığımız işlerin de güvenilir olduğunu görürüz.

Örneğin sosyal medyayı da kullanma motivasyonumuz onaylanmak ve de kabul görmektir. Facebook, Twitter ya da Instagram’ın bu kadar geniş kitlelere ulaşmasının altında yatan sebep budur: Onaylanma ihtiyacı.

Birileri tarafından takdir edilmek, yaşama isteğini artıran nedenlerdendir. Örneğin Cem Yılmaz’ın da dediği gibi “üstü açık bir arabanın olması önemli değil, birilerinin ona şahitlik etmesi önemli. Yoksa ayağını yerden kessin diye Cabrio araba alınır mı?”

Onay, her zaman iyi bir onay olmayabilir. Onaydan kasıt, birileri tarafından bir şekilde konuşulmayı başarmaktır. Ünlülerin de yapmış oldukları, yarı ünlülerin ise daim yaptıkları yegane şey budur. Takdir toplamak, alkışlanmak ya da birileri tarafından konuşulmayı başarmak, insan benliğimizin temel yaşama motivasyonu aslında bu.

Kendini kanıtlama çabası içine girmeyen kimse yoktur. Kimi yaratıcıya kendini kanıtlamak ister kimi de patronuna. Ama bir şekilde herkesin kendini kanıtlama ihtiyacı vardır. Yalnız yaşamış oldaydık yine de kültür sahibi bir insan olmayı ister miydik? Ya da kitap okumaya devam edebilir miydik çevremizde hiçbir insan olmasa?

İnsan sosyal bir canlı olduğu için çevresinden bağımsız düşünülemez. İnsan çevresine şekil verdiği gibi çevresine göre de şekil alan “etkileşimli” bir varlıktır. Etkileşimin olduğu her yerde ise “onaylanma ihtiyacından” söz edebiliriz.

Toplumların klişeler halinde devam ettirdiği ve bugünün de geçerli bir kanunu olan kendini kanıtlama psikolojik safhası, insanın oral çağından ölümüne kadar her evrede kendini hissettirir. Küçük çoçuğun ilgi istemesi de buna dahildir.

En çok da bilim insanlarında görülür. Bir gün ölecekler ama yarın da hatırlanayım düşüncesi, bilim insanlarına “bilimi” icra ettiren en büyük motivasyon kaynağı.