Ortadoğu Neden Önemli?

Ortadoğu, tarihin bilinen ilk yıllarından beri dünyanın en önemli bölgesidir. Bu öneminden dolayı Ortadoğu, tarihin ilk dönemlerinden beri dünya hakimiyeti kurmak isteyen tüm güçlerin rekabet ve mücadele alanı olmuştur.

Bu derece önemli olmasının birçok nedeni vardır. Bu nedenlerin başlıcaları şunlardır:

Dünya Medeniyetlerinin Başlangıç Yeri Olması

    Dünya tarihinin kaydettiği ilk yerleşim merkezleri Mezopotamya’dadır. Yukarı Mezopotamya’da, Urfa yakınlarındaki ‘Göbeklitepe’, ‘Nevala Çoli’ ve Diyarbakır yakınlarındaki ‘Çayönü’ kazıları dünyanın bugüne kadar tespit edilen en eski yerleşim merkezleridir.

Bugün için elde edilen verilere göre dünya medeniyetinin başlangıç yeri ve medeniyetin beşiği Mezopotamya’dır. Yazıyı ilk olarak kullanan Sümerler de Aşağı Mezopotamya’da yaşamışlardır. Bu konuyla alakalı daha ayrıntılı bilgiler yeri geldiğinde verilecektir.

Medeniyetlerin Transfer Yolu Üzerinde Olması

    Arkeolojinin tespit ettiği ilk yerleşim yerleri ve ilk şehir devletleri(Site Devletleri) Mezopotamya’dadır. Dünya medeniyetinin takip ettiği yol haritası oldukça ilginçtir. Medeniyetin ilk olarak Yukarı Mezopotamya’da ortaya çıktığı, Aşağı Mezopotamya’daki Sümerler’den Mısır’a, Mısır’dan Yunan’a ve Yunan’dan ise Roma’ya geçen bir yol takip ettiği genel bir kabuldür.

Aynı şekilde Doğu Çin ve Hind Medeniyetleri önce Ortadoğu’ya ulaşmış ve Ortadoğu üzerinden Avrupa’yı etkilemiştir.

Bu medeniyetler karşılaşması ve karşılıklı etkileşim, tarihin sonraki dönemlerinde de devam etmiştir. Makedonyalı Büyük İskender’in Yunanistan’dan başlayarak, Hindistan’da Ganj Nehri’ne kadar tüm Ortadoğu’yu içine alan seferleri bu karşılıklı etkileşimin en önemli örneklerinden biridir.

Yedi yüzyıldan fazla bir süre (711-1492) İspanya’da kalan Endülüs Emevileri, başta İspanya olmak üzere tüm Avrupa’yı ciddi bir şekilde etkilemiş, Haçlı Seferleri ile Ortadoğu’nun birikimi Batı’ya aktarılmıştır, tarihi İpek yolu binlerce yıl önemini devam ettirmiştir. Yunan felsefesi ve mitolojisi Süryaniler tarafından Arapça’ya çevrilmiştir. Rönesans ve Reform’dan sonra oluşan ve günümüzde de etkisini sürdürmekte olan Avrupa Medeniyeti de yine Mısır ve Kuzey Afrika yoluyla tüm Afrika’ya ve Ortadoğu üzerinden de Asya içlerine ulaşmıştır.

Konumu itibariyle Ortadoğu, tarihin her döneminde ‘Medeniyetler Transferinde’ çok önemli bir rol üstlenmiştir.

Bereketli Hilal

Bereketli Hilal, Verimli Hilal, Münbit Hilal. İngilizce ismiyle ‘Fertile Crescent’. Tanımı ilk kez kullanan kişi ABD’li tarih bilimci ve aynı zamanda arkeolog olan James Henry Breasted’tir. Bereketli Hilal isminin esin kaynağı bölgenin hilal biçimine benzemesidir.

Bereketli Hilal, günümüzde tek bir ülkenin sınırlarında değildir. Türkiye’nin güneydoğusundan başlayan hilal, Irak’ın büyük bir bölümünü kapsayarak, Mezopotamya’nın tamamını da içine alır. Hilal’in Doğu sınırları ise İran’ın güneybatısını da içine alarak Suriye, Lübnan, Ürdün ve Filistin’e de kapsar.

Aynı zamanda Hilal’in kapsadığı alana Mısır’ın Nil Nehri‘ni de katan tarihçiler ve araştırmacılar vardır.

İsminin bereketli-verimli olarak adlandırılmasının temel nedeni, ilk çağlardan beri tarıma uygun olması, iklim şartlarının yumuşaklığı ve evcilleştirilmeye müsait hayvanların bolluğudur. Bu sebeplerden ötürü Mezopotamya tarımsal ve hayvansal üretimin merkezi olmuştur. Aynı zamanda dünyada ilk tarımın bu bölgede yapıldığı bilinmektedir. Öte yandan at, koyun ve inek gibi hayvanlar da yine ilk olarak bu bölgede evcilleştirilmiştir.

Dünyanın en önemli nehirlerinden kabul edilen Nil, Dicle ve Fırat, Bereketli Hilal’in bünyesindedir. Bu üç nehir etrafında dünyanın en eski medeniyetlerine ev sahipliği yapmıştır.

Bereketli Hilal’in Türkiye’de yer alan toprakları Harran Ovası, Diyarbakır ve Mardin vardır.

Semavi Dinlerin Merkezi Olması

Tevrat, Zebur, İncil ve Kuran-ı Kerim’de verilen bilgilere göre bu kitaplarda adları geçen bütün peygamberler Ortadoğu’da yaşamışlardır. Hz. Adem ve Hz. Havva’nın Cennet’ten çıkarıldıktan sonra buluştukları yer olarak Mekke’deki Arafat Dağı kabul edilmekte, Mezopotamya için Hz. Adem’in çift sürdüğü yer tabiri kullanılmaktadır.

Yine insanlığın ikinci atası olarak kabul edilen Hz Nuh da bu bölgede yaşamıştır. Kuran’daki ayetlere göre Hz. Nuh’un Gemisi’nin üzerine oturduğu dağ Yukarı Mezopotamya’da, Cizre’deki Cudi Dağı’dır.

Hz. İbrahim, Bağdat ile Basra arasındaki Ur şehrinde doğmuş, Urfa’da yaşamış ve evlenmiş, Mısır’a ve oradan da Filistin’e(Ken’an ili) göç etmiş ve orada vefat etmiştir. Mekke’deki Kabe’yi de oğlu Hz. İsmail ile birlikte inşa eden yine Hz. İbrahim’dir. Hz. İshak, Yakup, Yusuf, Musa, Davut, Süleyman, Zekeriya ve Yahya başta olmak üzere İsrailoğlu peygamberlerin tamamı bu bölgede yaşamış, İsrailoğlullarının tüm tarihleri bu bölgede geçmiştir.

Hristiyanlığın kurucusu Hz. İsa da İsrailoğlullarından Hz Meryem’in babasız çocuğu olarak Filistin’de doğmuştur.

Hz. Yunus’un mezarı Musul’da Hz. Zülkifil ve Hz. Elyasa’nın mezarları Diyarbakır’ın Eğil ilçesindedir.

Son olarak Hz. Muhammed’in ve İslamiyetin doğuşu da Arabistan’da Mekke’de olmuştur. İslam Medeniyeti ve Tevhid öğretisi tüm dünyaya bu bölgeden yayılmıştır.

Yeryüzünün büyük bir kısmında etkili olan üç semavi dinin çıkış yerleri, merkezleri Ortadoğu’dur.

Kudüs şehri her üç din için de kutsaldır. Yahudilerin ağlama duvarı ile Müslümanlarca kutsal kabul edilen Mescid-i Aksa Kudüs’tedir ve aynı yerdedir. Yahudilerin iddialarına göre Hz Süleyman’ın mabedi(sarayı) Mescid-i Akasa’nın altındadır. Hristiyanlar Kudüs’te Hac yapmaktadır. Hz. İsa’nın yaşadığı ve Hristiyan inancına göre çarmıha gerilerek öldürüldüğü ve öldükten sonra dirilerek göğe çekildiği mekan Kudüs’tür.

Su Kaynakları

Dünya’nın en önemli nehirlerinden üçü, Dicle, Fırat ve Nil nehirleri Ortadoğu’dadır. Tarihin ilk dönemlerinden itibaren hayat ve medeniyet bu nehirlerin etrafında şekillenmiştir.

Günümüzde Ortadoğu’nun diğer bölgelerinde ciddi bir su sıkıntısı mevcuttur. Bugün, bu bölgelerin bölge açısından önemi en az petrol kadar, belki de petrolden daha da fazla önem kazanmış bulunmaktadır. Bu önem her geçen gün daha da artmaktadır.

Petrol ve Doğalgaz

    Batı Avrupa’da tüketilen petrolün %75’i, Japonya’da tüketilen petrolün %90’ı Ortadoğu’dan temin edilmektedir. 2011 yılında sadece Japonya’nın petrol ithalatı 143 milyar dolardır.

Dünya’nın bilinen petrol rezervlerinin yaklaşık olarak üçte ikisi(%65,3), doğalgaz rezervlerinin ise %39,1’i Ortadoğu’dadır.

Jeopolitik

Dünyanın en önemli su yolları olan Basra Körfezi, Hürmüz Boğazı, Babel Mendeb, Kzıl Deniz, Süveyş Kanalı, Çanakkale ve İstanbul Boğazları Ortadoğu’dadır.

Tüm Kafkaslar ile Orta Asya petrol ve doğalgazının batıya ulaşabilmesi, yani enerji nakil hatları açısından bölge çok büyük stratejik öneme sahiptir. Hindistan ve Çin ile Avrupa’yı birbirine bağlayan tarihi İpek Yolu da bu bölgeden geçmektedir.

Şeker, barut, pusula ve ipek gibi birçok Uzakdoğu orjinli ürün Avrupa’ya, İpek yolu vasıtasıyla Ortadoğu üzerinden ulaşmıştır. Rusya’nın başta Akdeniz olmak üzere sıcak denizlere iniş yolları bu bölgeden geçmektedir.