Paranoid Kişilik Nedir?

Normal bir psikolojiye sahipseniz kendinizde olan sorunu fark eder ve bunu düzeltmek için çözüm yolları ararsınız lakin sorun sizin kendi kişiliğinizde ise sorunu bulmanız imkansızlaşır. Yani sorun gözlüğün kirli olması değil gözlük camındadır. DSM-3 kişilik bozukluklarını 3 kümede toplamıştır. A kümesinde başkalarınca yadırganabilecek ve alışılmışın dışında davranışlarla belirlenen paranoid, şizoid ve şizo tip kişilik bozuklukları bulunur. Dramatik, duygusal ya da inişli çıkışlı davranışlarla belirlenen B kümesinde antisosyal, borderline, histrionik ve narsistik kişilik bozuklukları bulunur. C kümesinde ise anksiyete ve korkularla belirlenen, kaçınan, bağımlı, obsesif-kompülsif ve pasif saldırgan kişilik bozukluklarından oluştur. Gelin paranoid kişilik bozukluğuna hep birlikte bakalım.

Paranoid kişiliğe sahip bireylerin bakıldığında böyle bir kişilik sorunu olduğu anlaşılmaz. Bu kişiler kendi kafalarında kurdukları dünyada karşı taraftaki kişilerin her zaman onlar hakkında kötü düşündüğü, onların kötülükleri için çalıştığını düşünürler. Bu kişiler başkaları tarafından sömürüleceğini ya da kendisine zarar verileceğine inanırlar. Sürekli etrafındakilerin sadakatini ve güvenilirliğini sorgularlar sıradan konuşmalar ve olaylardan kendisini küçültücü ya da tehdit edici anlamlar çıkartırlar. Mükemmel bir şekilde kurgu yeteneğine sahiptirler. Bu hastalık yetişkinlik, ergenlik döneminde başlamaktadır. Çevresindeki insanların kendisini küçük düşürücü ya da tehdit edici davranışlarda bulunduğuna inanırlar. Savunmacı bir kişiliğe sahiptirler, kafalarında oluşturdukları olay örgülerini karşı tarafa inandırıcı bir biçimde sırasıyla anlatırlar bu yüzdendir ki bu kişiliğe sahip bireylerin hasta olduğunu anlamanız oldukça güçleşir.

Paranoid kişinin insanlarla ilişkilerinde süreklilik yoktur. Yalnızca yaşanan an algılanır her ilişkiye kuşkularının gerçekleşeceği beklentisi ile yaklaşır dünyanın güvenilmez ve ne yapacağı belli olmayan Yabancılarla dolu olduğuna inancından kaynaklanan sürekli bir anksiyete yaşar.(Ogden,1986)
İnsanlara güvenmede sorun yaşadıklarından yakın ilişki kurmakta zorlanırlar. Bir kişinin ona yalan söylediğini yakaladığında diğer herkesin de kendisine yalan söylediğinden kuşkulanmaya başlarlar.

Yapılan genetik analizlerde paranoid kişilik bozukluğunun orta düzeyde kalıtsal olduğu da görülmüştür. Bu kişiler sorunu hep başkalarında gördükleri için hasta olduklarını ve dolayısıyla tedavi edilmeleri gerektiğini kabul etmezler. Bu yüzden tedavi aşamaları oldukça zordur çevresindekilerin çabasıyla bir psikiyatriye gitseler dahi tedaviyi zor kabul ederler, kendilerinde psikiyatrik bir bozukluk olduğunu inanmazlar ve tedavi aşamasında sürekli haksızlığa ve ihanete uğradıklarını belirtirler. Bu yüzden psikiyatristin güvenirliği sağlaması çok önemlidir. Kişide artık yerleşmiş olan davranışlara bakış açılarına değinilmelidir, hastada kalıplaşmış olan düşüncelerin değişmesi zor olsa da bu aşamada hastanın psikiyatristine güvenmesi bu süreci kolaylaştıracaktır. 

Hastanın çevresindeki kişilerin oldukça sabırlı olması gerekir. Ona karşı her zaman açık ve net, dürüst olmaları, şakayla dahi olsa asla yalan söylememeleri gerekmektedir. Hasta şüpheye düştüğünde karşısındaki kişi kendini açıklamaya çalışmamalıdır çünkü açıklamaya çalıştıkça o hastalığı pekiştirmiş olur.

Göz ardı edilmemesi gereken bir hastalıktır. Çevrenizdeki insanlara dikkat edin ve böyle bir durum sezdiğinizde lütfen uzaklaşmayın. Elinizden ne geliyorsa yapmaya çalışın lakin hastalığı pekiştiren değil iyileştiren taraf olmaya dikkat edin. Hasta kişilere kızmayın çünkü bu durumun onların elinde olmadığını unutmayın. 
Kalın sağlıcakla.👋🏼

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir