PR’cı Önce Sahnenin Tozunu Yutmalı

Sahne tozuna alışmak gerekir Halkla İlişkilerde. Dinleyiciyi belirledikten sonra yapılacak adımlar sahnede her zaman yer almaktır. Halk her zaman karşısında hazır bulunan insanları sever. İnsanlar hazır olmadıklarında iletişimde kopukluklar meydana gelir ki bu bir halkla ilişkilerci için en istenmeyen durumdur.

Sahnenin tozu zahmetlidir. Çünkü insanla uğraşmak bir işin en zor yanıdır ve bu işi meslek haline getiren PR’cı ya da Halkla İlişkiler (ci) için durum bambaşkadır. İnsanlarla arasının iyi olması gerekir. Şeytan tüyü dedikleri söylemin hakkını vermeli. Kendisinde insanları çekecek bir şeyler barındırmalı mutlaka. İnsanlara duymadıkları yeni şeyler söylemeli. Anlatırken sıkmayıp aksine akşama kadar konuşsa dinletebilecek seviyede olması gerekir. Düşünsenize bir halkla ilişkiler uzmanı var karşınızda ve size sürekli sonunu bildiğiniz, öznesini yüklemini tahmin ettiğiniz cümleler kuruyor ve öyle cümleler ki sizi bir an önce bulunulan yerden, konuşulan ortamdan çıkıp dışarı atmaya, nefes almaya zorluyor.

Böyle şekilde devam eden konuşmalar ve o konuşmaları yapan uzman veya stajyerler sizde bir güvensizlik ya da tatminsizlik duygusu oluşmasına sebep olur. Günlük hayatta mutlaka karşılaştığımız bir tip vardır; konuştuğunda tüm işi bırakıp dinlemek istediğimiz, el hareketleri ya vücut dilleri ile bile sizi kendisine bağlayan, kurduğu cümleler ve verdiği örnekler ile sizde duvara çarpmış gibi bir etki oluşturan insanlar. Ve biz bu insanlarla karşılaştığımızda onları bırakmak istemeyiz ve hayatımızın herhangi bir anında, çağırsak da konuşsa ya da yanımızda olsa deriz en azından. Parmak basmak istediğim yer tam burası: Bir Halkla İlişkilerci böyle olmalı. Konuşmasını bilmeli önce, çünkü işi insan, ekmeği insan, hizmeti ya da ürünü de insandır.

Bunun için de öncelikle sahnenin tozunu almak, yutmak gerekir. Öksüre öksüre de olsa, hasta olmak pahasına da olsa bunu yapmalı. Halk dediğimiz güruh, insanlardan meydana gelir ve geçtiğimiz yüzyılda modern anlamda temelleri atılan Halkla İlişkiler kavramının tüm odak noktası, temeline aldığı yegane değer insandır. Yani kısaca Halkla İlişkiler, en temelinde insanı alır. -Ci ise, onu inceler veya onu kazanmaya çalışır. Bir marka ya da kurum hakkındaki mevcut algıyı istenen yöne, kötü olan algıyı ise iyiye çekmeye çabalar. Temelinde Halkla İlişkiler budur. -Ci ise bunu yapmakla sorumludur.