Sened-i İttifak ve Tanzimat’ın Gerekleri ve Getirdikleri

Senedi İttifak ve Tanzimat Fermanı Osmanlı Devleti için iki ayrı dönüm noktasıdır. Her ne kadar Senedi İttifak metninin anayasal düzene geçiş için bir örnek teşkil etmediğini savunanlar olsa da Senedi İttifak padişahın kendi izni dahilinde yine kendi yetkilerini kısıtlaması özellikleri açısından ilk demokratikleşme hareketlerinden biri olarak örnek elbette ki gösterilebilir.

2.Mahmut her ne kadar otoriter biri olsa da İmparatorlığun bekası için ayanlarla yani yarı sömürgeci yarı vergi toplayıcı olan mahalli feodalitenin Osmanlı’daki temsilcileriyle bir araya gelerek kendisinin dışında mevcut olarak ikinci bir gücü benimsemiş oldu.

2. Mahmut milliyetçilik akımının ülkesinde yaşayan azınlıklar üzerinde ne kadar tesirli olacağını biliyordu.Nitekim ihtilalden kısa bir süre sonra 1804’te Sırp isyanı patlak vermiş akabinde 1821 de Yunan isyanı ki bu isyan batılı diğer devletler tarafından desteklenmiş ve nihayetinde Yunanlılar dünya tarihinde isyan ederek bir imparatorluktan ayrılan ilk azınlık olarak tarihe geçmişlerdi. Aynı zamanda 2.Mahmut Fransız ihtilalinden en çok etkilenen devletin Osmanlı devleti olacağını da çok iyi biliyor ve bunu çok iyi kestirebiliyordu.

 

Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ve Çarlık Rusya’sının da kozmopolit bir yapıya sahip olmasına rağmen politik meseleler sebebiyle Osmanlı İhtilalden en çok etkilenen devlet olacaktı. Senedi İttifak kimilerine göre ölü doğmuş bir anlaşmadan ibaret sayılabilirdi. Belki de demokratikleşme hareketi olarak hiçbir anlam ifade etmiyor olabilirdi ama 400 yıl boyunca monarşi ile yönetilmiş aynı zamanda aynı hanedana mensup kişiler tarafından yönetilmiş bir devlet hangi sebeb olursa olsun kendisi dışında bir varlığı nasıl kabul edip üstelik onlara imtiyaz verebilirdi. Bu sorular cevaplanması gereken asıl sorular demek ki bazı şeyler Osmanlı’nın istediği gibi gitmiyordu, ipler Osmanlı’nın elinde değildi artık. Dünya değişiyor, dünyanın düzeni değişiyor artık savaş meydanlarında kazanılan şanlı zaferlerden çok dönen, kurulan oynanan entrikalar belirliyordu ülkelerin kaderlerini. Önceki kurduğumuz Türk devletleri gibi Osmanlı da savaş meydanlarında başarılı ama masada zayıf bir devletti. Siyaset artık zengin olan güçlüdür şeklindeki emperyalist düşünceden ibaretti. Herşey ama herşey daha fazla toprak ziyadesiyle daha fazla sömürge elde etme çabasından ibaretti. Dünyada bu ortam varken bir de Osmanlı için durumlar nasıldı ona bakmak lazım. Saymakla bitmeyen etnik unsurlar, politik çıkmazlar, ekonomik buhranlar.

 

Kartlar adil dağıtılmamıştı, Osmanlı Devleti artık son kozlarını oynuyordu. İşte o son kozlarından biri de Senedi İttifaktı. Osmanlı artık başka bir güçle uğraşmak zahmetine giremezdi çünkü ihtilal ve sonrasındaki bağımsızlık isyanları zaten yeterince kafasını ağrıtmıştı devletin. İç işlerini halledememiş bir devletin dışişlerinde başarılı olması beklenemezdi zaten.

Çok geçmeden Osmanlı devleti elinden ikinci büyük kozu çıkardı elinden Tanzimat Fermanı.Ayrıştırma, ötekileştirme olmadan herkesi her milleti her etnik unsuru bir millet olarak görmeyi hedefleyen bir güruh tarafından hazırlanan bu ferman özünde iyi şeyler barındırıyordu aslında nitekim bu ferman ülke içerisinde yaşayan azınlıklar için pek de önemli bir şey değildi çünkü onların istediği geniş haklar değil tamamen bağımsızlıktı ve bu ferman onları sadece avutmaktan ve de onların açıkçası bağımsızlık arzularını sindirmekten ibaretti.

Tahmin edeceğiniz üzere elbetteki bu plan da işe yaramadı.Sonra Osmanlı üçüncü dördüncü beşinci ne kadar kozu varsa oynadı. Ve son koz, felaketler silsilesinin sonuncusu : 1.Dünya Savaşı.

Her neyse konumuz biraz dağıldı,sorularla kendimize gelelim. Nasıl bir toplum oluşturulmaya çalışılıyordu? Ne amaçlanmıştı ne oldu? Asıl gayesine ulaşmış olsaydı bugün nasıl bir Ortadoğu ya da Balkan haritası çıkardı önümüze ? Aslına bakarsanız Senedi İttifak ve Tanzimat Fermanı sonrasında Islahat çok daha sonra olmadan Meşrûtiyet ve adını bilmediğimiz nice kökeni Arapça olan siyasi terimler… Bütün bunların amacı özüne baktığımızda bunu yapan yazan uygulayan kişilerin Pollyanna kitabından etkilenmiş olabileceği kanaatindeyim. Zira ortalık bu kadar karışıkken birileri çıkıp Senedi İttifak metnini imzalıyorum artık ayanlar bizi biz de ayanları tanıyıp kardeşçe yaşayacağız diyemezdi. Açıkçası padişahın ayanlara çok değer verdiğini ve el üstünde tutmak istediğini sanmıyorum elinden gelse hepsini bir kaşık suda boğmak isterdi. Ya da bir tellal Gülhane meydanında çıkıp hepimiz Osmanlıyız artık ayrılmanıza gerek yok çünkü hünkarımız ve kurmayları dün gece hepimizin tek bir millet olmasına karar verdiler demiş olabilir miydi?

Karşı taraftakilerin de alkış tutup “ne kadar mantıklı biz niye bunu düşünemedik biz niçin isyan ediyoruz ki” demesini bekleyemezsiniz öyle değil mi.

Romantizm değil realizm devri.Herkes Pollyanna olsaydı Tanzimat ve Islahat Fermanı işe yarar ve bütün uluslar bir arada kardeşçe Yaşar bir ulus bağlı olduğu devlete isyan etmezdi. Şu sonucu çıkartıyoruz özetle: Herkes Pollyanna değil.

Sened-i İttifak ve Tanzimat’ın Gerekleri ve Getirdikleri” için 2 yorum

  • Kasım 10, 2016 tarihinde, saat 4:28 pm
    Permalink

    güncel durumlardanda bahsedebilirmisiniz admin bey

    Yanıtla
    • Kasım 10, 2016 tarihinde, saat 9:20 pm
      Permalink

      Sitemizi genişletmek ve içeriklerimizi daha da zenginleştirmek için çalışıyoruz.Mevcut yazılarımızın siteye aktarımı biraz zaman alacaktır.Sizlerin de katkısıyla eminiz ki bu daha da hızlı gerçekleşecektir.

      Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: