Sistem ve Kişiler

 

Eskiden kişiler sistemleri kullanarak tarihin akışına yön verirlerdi şimdilerdeyse
sistem kişileri kullanarak tarihin akışına yön verir
oldu. Merkantalizm, liberalizm, sosyalizm gibi sistemler kişileri kullanarak tarihte önemli
işlere imza atmış, kitlelerin hareketinde ve zihinlerinde değişiklik meydana getirmişken bu
sistem geçmişte önemli kişiliklerin sistemleri kullanmasıyla gerçekleşmiştir.
İnsanoğlu var olduğundan beri farklı sistemler birbirinden değişik yapıya sahip düzenler
hep varolagelmiştir. Özellikle Modern çağın başlangıcından sonra, kimilerine göre Sanayi
Devrimi sonrası dünya kimilerine göre feodalitenin zayıflamasından sonra, sistemler
kişilerin önünde yer almaya başlamıştır. Tarihin tozlu sayfalarında adları altın harflerle
kazılı olan önemli şahsiyetler bireysel ya da umumi hedeflerini sistemler vasıtasıyla
gerçekleştirmeyi başarmışlardır. İmparatorluklar, fetihler, keşifler, bin bir tarzdaki siyasi
yönetim biçimleri, monarşiler, teokrasiler, oligarşiler, sürekli olarak birileri tarafından
kullanılan bir araç olmuştu. Değişen ve ‘modernleşen’ dünya ile birlikte artık en değerli
varlık ‘sistem’ olmuştu. Önemli kişilikler ? Bu kriterlerde değerlendirmek gerekirse onlar
ancak sistemin yalnızca büyük çarka sahip bir parçası olabilirdi.

Kişiler ne kadar büyük işler başarmış ne kadar da tarihte önemli ve çok büyük işlere imza
atmış olsalar bile başarının ve yapılan işlerin muazzamlığı yalnızca o kişiden ibaret
olacaktı,eylemin sürekliliği ortadan kalkacak ve bu her yüzyılda olabilir her elli yılda
olabilir,yeniden önemli bir kişinin gelmesiyle hep ‘sil baştan’ yeniden başlayacaktı. Bu
kısa ömürlülük sistemlerin doğmasına daha doğrusu sistemlerin kişilerin önüne geçmesini
sağladı.Zira sistem kısa ömürlü değil aksine daha uzun ömürlü bir işleyiş imkanı
sağlıyordu. Tek bir kişiye bağlı kalmadan aynı sistemi devam ettirecek kişi ya da kişiler
aracılığıyla sistem hep var olacaktı. Daha uzun vadeli planlar, daha sağlam bir düşünce
birliği etrafında kümelenmiş bir işleyiş sistemlerin günümüzde nasıl ayakta kaldığını ve
bozulmadan yoluna devam ettiğinin en aşikar örneğidir.Peki sistem eğer özünde yanlış
öğeler barındırıyorsa veya sistem hatalıysa ? İşte bunu değiştirmek yıllar asırlar alabilir
belki de ne yıllar ne de asırlar buna yetebilir. Özellikle Modern Çağın başlangıcından
sonra felaketlerin, kırımlarım, yıkımlarım, savaşların çoğunun altında yatan şey
sistem, yanlış kodlanmış özünde yanlış öğeler barındıran bir sistem
Her sistemin her milletten her dinden ve dilden insan tarafından kabul görmesi kesinlikle
beklenemez. A milletimin sistemi B ya da C milletinin benliğine ve kimliğine aykırı
olabilir. Hatta aynı din ve dinlerden olan iki topluluktan birinin sistemi diğeri topluluk
tarafından kabul görülemez. Çünkü sistemi oluşturan bileşenler çok karmaşık bir yapıya
sahip ve iç içe geçmiş halkalardan oluşmuş bir bütündür. Din, dil, coğrafya, politika gibi
unsurlar sistemleri oluşturan yapı taşlarının yalnızca bir kaçı. Nice ismini sayamadığımız
unsurlar da sistemleri oluşturan bileşenler arasında yer alabilir.
Kişiler gelip geçici sistemler kalıcıdır. Bir millet ya da topluluk hedeflediklerine ulaşmak
istiyorsa bunu bir kişiye bağlamamalıdır zinhar. Hedeflenen başarı, nokta, büyüme
hızı, nüfus artış hızı, ihracat rakamları, gelir gider dağılımı ve sayir hepsini
gerçekleştirebilmek için güçlü bir kişiliğe ihtiyaç olduğu muhakkaktır ama yalnızca o
kişinin ömrü süresince bunları gerçekleştirmesini beklemek milletlerinin en büyük
hatalarından biridir. Eğer hedeflenen her neyse ulaşmak için sistemler hep varolmalıdır.
Kişiler gelip geçici, sistemler kalıcıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir