Siber Savaş Nedir? Özellikleri Nelerdir?

Kısaca tanımlamak gerekirse siber savaş, ”bir devlet tarafından, başka bir devletin bilgisayar sistemlerine veya ağlarına hasar vermek ya da aksama yaratmak amacıyla nüfuz etme faaliyetleridir.” Bir başka yazar da, Çinli stratejist Sun Tzu’dan esinlenerek siber savaşı, ”kavga etmeden savaşma ve hasmının kanını dökmeden onu mağlup etme sanatı ve bilimi” olarak tanımlamıştır. İki tanımdan da anlaşılacağı üzere siber savaşın temel özelliği, kitlesel ve konvansiyonel çatışmalardan çok teknolojiye dayanıyor olmasıdır. Bu yüzden siber savaş, karşıt çıkarları olan ulusların, birbirlerine bilişim ağ ve sistemlerini kullanarak saldırması olarak da özetlenebilecek bir olgudur. Bu saldırı türünde kullanılan yöntemler;

  • Propaganda siteleri açmak,
  • Karşı tarafın gizli bilgilerini ifşa etmek,
  • Karşı tarafın sitelerini işlemez hale getirmek,
  • Karşı tarafın iletişim kanallarını takip etmek ya da engellemek,
  • Şehirlerin veya stratejik önemdeki askeri ve sivil alt yapı sistemlerini çökertmek gibi saldırgan eylemleri kapsamaktadır.

Kavramın biraz daha somutlaştırılması adına Clarke ve Knake‘in tespitlerine yakından bakılabilir:

  • Siber savaş gerçektir: Şimdiye kadar olanlardan daha kötüsü olabilir. Saldırganlar henüz en gelişmiş kapasitelerini açık etmek istemiyorlar. ABD ve diğer uluslar bir savaşta modern bir ülkeyi mahvedecek yeteneğe sahipler.
  • Siber savaş ışık hızında gerçekleşiyor: Siber savaşta saldırının başlangıcı ve etkisi arasındaki zaman aralığını ölçmek imkansızdır. Bu yüzden karar vericiler için büyük risk yaratıyor.
  • Siber savaş küreseldir: Herhangi bir çatışmada, siber saldırılar çok hızlı bir biçimde küresel boyuta varır. Çünkü daha önceden çeşitli ülkelerde ele geçirilmiş olan sunucular hizmete girmektedir. Bir çok ülke çok hızlı biçimde devreye girebilir.
  • Siber savaş, geleneksel savaş alanından önce meydana gelir: Hava savunma radar ve füze sistemleri ve diğer kritik sistemler siber uzay aracılığıyla kolayca saf dışı bırakabilir.
  • Siber savaş başladı: Siber savaşın devam eden doğası, savaş ve barış arasındaki belirsizlik, ortamı tehlikeli bir istikrarsızlığa sürüklüyor. Çatışmanın olabileceği tahminiyle ülkeler hazırlıklarını yapıyorlar. Birbirlerinin alt yapı ve ağlarına saldırıyorlar ve barış zamanlarında tuzak sistemleri ve arka kapılarını yerleştiriyorlar.

Günümüzde savaşları yürütmek için geliştirilen teknolojilere baktığımızda nokta vuruşları kolaylaştırılmak için bilgisayar ve uydu teknolojileri, radara yakalanmayan görünmezlik teknolojileri, anti-füze sistemleri, kapsamlı elektronik gözetleme ve silahlı kuvvetlerin tüm birimlerini kapsayan gelişmiş iletişim ağlarının öne çıktığını görürüz. Geliştirilen bu teknolojiler, ordulara çok büyük avantajlar sağlamaktadır. Orduların (hatta ülkelerin alt yapılarının, sanayilerinin) bilgisayar teknolojilerine bu kadar bağlı olduğu düşünülürse, bir savaş sırasında tarafların kullanacağı en akıllıca yöntemin, hedef ülkenin bilgisayar sistemlerini, akıllı yazılımlar yoluyla ele geçirerek engellemek, hatta çökertmek olacağı düşünülebilir. Bu bağlamda fiziki bir savaştan önce ‘düşman’ın kurumsal elektronik alt yapısını çökertmek, iletişimini bozmak, bilgisayarlarını kilitlemek gibi klasik yönetemlere başvurulması da yaygın yöntemler arasıdnanadır. Irak’taki kara operasyonuna başlamadan önce ABD’nin bir sistemin gizli ulaşılamayan bilgilerine ele geçirmek anlamına gelen ”Hacking” operasyonlarını kullandığı biliniyor.

Siber savaş tanımı ve tehdidi, aslında internetin kendisi kadar eski olsa da, dünya geneli tarafından  bu tür eylemler ilk olarak 2007 yılında idrak edilebilmiştir. Bu tarihte, Rusya-Estonya arasında yaşanan, politik sürtüşme sonucunda yaşananlar, tarafların birbirlerine sadece İnterneti kullanarak ya da karşı tarafın interneti kullanmasını engelleyerek bile, hasar verilebilen bir dünyada yaşadığımızı göstermiştir.