Tamı Eksik Geçe

Günlerden yalnızlıktı.

Saat tamı eksik geçiyordu.

Bilmem ki neresinde akıyordu zaman bu dört duvarda.

Köşede birikmiş birkaç kitap, birkaç fotoğraf, birkaç anı, biraz da gözyaşı. Unutuluyordu bir bir yaşanılan tam hissettiğimiz günler.

Şimdi, şu zamanda tek bir parçası kaybolmuş puzzle gibiyim. Belki de birden fazla. Öyle ki parça tam ortada yok, boşluk ki baktığımız resim tamamlanamamış, güzelliği bozulmuş. Sahi herkes mi böyle parçasını bulamadan yaşıyordu? Neydi bunca insanın derdi? Acı, ne derece acıydı?

Küf kokusu geldi burnuma. Evin bir yerlerinde kalbimi mi unutmuştum yoksa?

Bağdaş kurdum odanın orta yerine, kaldırdım başımı sevgili tavanım gökyüzüne. Bu gecede eşlik edeceğiz birbirimize.

Bırakın etrafta mutluyum, mutluyuz diye dolaşıp gülücükler saçmayı. Sahteliğiniz gözlerimi kamaştırıyor, perde çekiyorum üzerinize.

Biz eksikliği kabul edenler, gösterişten uzak yaşarız, sığınacak yerler ararız. Biz ki hayattan yara alanlar, imtihanı göğüsleyip defterimize sabrı yazarız. Siz sahte aşıklar, sahte anneler, sahte babalar, sahte evlatlar, sahteliği benimseyip öyle hissediyormuş gibi gösterenler; tam olmayı asla hissedemeyeceksiniz.

Tıpkı biz gibi.

Üzgünüm.

Sizin için değil, bizim için.

Zeynep Acar

Öğretmen&kendince yazar