Dostluğa Ulaştınız mı?

Dost..

Yeryüzünde olan her bir insan tanesi için bambaşka anlamlar taşıyan kelime.. Mesela TDK dost kelimesini şöyle açıklamış ve Aşık Veysel den şöyle bir ekleme yapmış;
Sevilen, güvenilen, yakın arkadaş, gönüldaş, iyi anlaşılan kimse, düşman karşıtı.

“Ben giderim adım kalır / Dostlar beni hatırlasın”

Elbet herkesin dost dediğinde, aradığı ve görmek istediği bir ortak nokta vardır.
Mesela güvenilen, mesela iyi anlaşılan..
Ortak nokta olduğu gibi o ortak noktadan daha da önemli olan benzersiz noktalar..
O insanın nezdinde tek ve hep!
Belirttiğim gibi ben o kelimenin insandan insana ne kadar farklı anlamlar taşıdığını biliyor ve gördüklerimle, okuduklarımla şahitte oluyorum..

Aylar evvel kendime yönelttiğim bir soru vardı. Belki de geç kalınmış ve bu dünyada kendime hep yönelteceğim bir soru.. Bir olay üzerine önüme düştüğünde beni epey sarstı ve düşündürdü. Birlikte düşünelim bu konu üzerine, bir şey kaybetmeyiz. Çok şey katarız belki de.. O yüzden bu soruyu kendim haricinde sizlere de sormak istiyorum. Küçükte olsa bir şeyler katabilmek adına..

“Dostunda ne arıyorsun?”
“Dost kelimesi nasıl yerini o ihtişamı ile doldurabilir?”

Hakiki anlamda cevaplamanın ne kadar zor olduğunu biliyorum. Ben de kendime yer yer cevap veriyorum ya da veremiyorum. Ama şunu fark ediyorum;
Tecrübelerimiz bizi nasıl da düşünmeye yönlendiriyor ve susuzluğumuz için adım attırıyor. Bunu bir kez daha içtenlikle yaşıyorum..Dost adına..

Nasıl oldur da sevilen, güvenilen, iyi anlaşılan dan ziyade farklı bir anlam yüklenir? Bu soruyu naçizane okuduğum insanlardan sizlere aktarmak istiyorum…
Gelin biraz düşünelim..
Bir iki ay önce tekrardan Nuri Pakdili ziyaret etme fırsatı buldum. Bu ziyaretlerde bizlere hep sorduğu bir soru var. Giden herkes bilir bu soruyu..
“Fethi Gemuhluoğlunu tanıyor musunuz?”
Ben ilk ziyaretimde ismen biliyorum fakat kendisi hakkında çok bilgiye sahip değilim demiştim.. O da bizlere dönüp;
“Nasıl tanımazsınız o bizlerin Fethi Ağabeyiydi” demişti.
Şimdi cevabını düşündükçe inanın o zamanlar ne kadar büyük bir kaybım olduğunu derinden hissediyorum. Nasıl tanışmam Pakdil’in heyecanla, sesi gür bir şekilde söylediği, en kadim dostu olan Fethi Ağabeyiyle!
O bizlerin Ağabeyiydi demişti, benim değil..
Bir çok gencin dost bildiği Fethi Ağabey..
Şöyle diyor Nuri Pakdil dostu için yazdığı Bağlanma kitabında;

“Bir bir vurguluyordu: aşılması gereken dönemeçleri: dirençle. Tanrı inancı ile Önder bağlılığından kaynaklanan evrensel ısıydı, dostluk coşkusuydu sunduğu. İnsanın elinden tutuyor, âdeta çağa çıkartarak yürüyüşe alıştırıyordu. İnsan; arttığını, çoğaldığını duyumsuyordu Onun yanında…”

“İnsanın, bazen, kendini yalnız duyumsaması, bu yalnızlığından korkması, kendi kendine üşümesi olur ya; işte o zaman, yanına gitmesini, varıp görmesini dilediği biri olur ya; o biri O olurdu: ulu ağaç gibi.“

Öyle ki bunlar tek Pakdil’in düşündükleri değil. Bir çok genci, ayrım yapmayarak sen ben değil biz etrafında toplayarak bu sözlerin hepsini hissettirebilen bir dosttu, bir Ağabeydi Fethi Gemuhluoğlu…

Gemuhluoğlu’nun şöyle bir sözü var;

“Bütün dostluklar söylenmelidir.”

Ben o gün Nuri Pakdil’in o sesinden anladığım kadarı ile bu dostluğu ölümüne dek söyleyeceği ve bu dünyadan göçüp gittiği zaman Bağlanma kitabı ile nesillere aktaracağından çok eminim.. Ve müsterihim..
Biliyorum ki böyle dostluklar her insana nasip olmaz. Yine kendime sorduğum sorulardan biri de şu;
“Fethi Ağabeye sahip misin?”
Belki de hayır… Belki sahip olmasam da Fethi Ağabeyi tanıyarak evet..
Sizler de bu dostluğu tanıyın ve şahit olun deyip diğer bir dostluğa geçeceğim.. Kalbinizi titretecek ve bir bir anlamına kavuşacağınız dostluğa..

Samiha Ayverdi’nin Dost kitabında çokça bahsettiği Semiha Cemal dostluğu.. Kuzeni, yoldaşı, yanı başında her konuyu konuşabileceği dostu Semiha Cemal..
Benim ilmim ve bilgim onların dostluğunu anlatacak kadar olmasa bile sizlerle bu dostluğun izlerini paylaşmak istedim..

Kitabı elime aldığımda arkasında şöyle yazıyordu;

“Bugün dünya da, insan da buhran içinde sayıklamakta. İçine gömüldüğü gafletli rüyadan uyanması gerek. Kim uyandıracak? Madde ile ruhun ellerinden tutarak birbirleriyle barıştırıp tek kuvvet haline kim getirecek? İşte Dost da, başı maddeye gömülmüş olarak gönül körlüğü çeken, amma çektiklerinin de farkında olmayan Ademzade’ye onun için, hayatı boyunca ve her vesile ile seslenmiş, uyarmış, Peygamber mirası olan ahlak-ı Muhammedi devası ile dertlerine şifa sunmuştur.”

Bu söz ile de anlaşılabileceği gibi o kadar geniş bir kitap ki.. Tek Semiha Cemale değil bu sözler. Eğer bir gün okuma fırsatınız olursa göreceksiniz, bu sözlerin en büyüğü Kenan Rifaiye..
Dostluğunu bu denli benzersiz yaşayan, her bir insanda karşılaşamayacağımız bu hakiki yorum..

Tek tek her bir zerrenin anlamına birlikte kavuştuğu Semiha Cemal için şunları da söylüyor;

“O, hayatında riya, fesat, nifak, sahtelik ve ikilik girmemiş bir insan; sevgisinde samimi, kararlarında metin, sözlerinde ihlaslı, kendi kendisine ve cümle aleme karşı dürüst olan, sanki bir mücerret ruhtu. Baş koyduğu yolda da, sürçmeden, düşmeden, vecd ile yürüyerek, dünya köprüsünü sürat ile geçip gitti.”

“ O, bir mânâ sultanı idi…”

 

Semiha Cemal – Samiha Ayverdi

Bu sözleri birine söylemek kolay mı? Böyle bir dost edinebilmek ve böyle bir dost olabilme şanına ulaşabilmek… Bambaşka bir boyut görünüyor bu iki dost arasında. Hakikat için devamlı istişareler eden, iki dünya görüşü üzerinde bocalanan, boğuşan iki dost.. Bu konuşulanların dünyevi hayatta gerekli olduğunu savunan iki dost… Manevi kapıları sonsuza açan iki dost… Dostluğu en derinden yaşayan iki dost…

Ben onlar hakkında ne yazsam yetersiz kalır.. Çok şey söylenir Fethi Gemuhluoğlu-Nuri Pakdil ve Samiha Ayverdi-Semiha Cemal dostluğu hakkında… Fakat ben sadece bu dostlukları, burada okuduğunuzda, dost kelimesinin anlamını kucaklamak için düşünmeye atmak istedim sizleri.. Umarım bu isteğimi yerine getirebilmişimdir..

Sizler hem Bağlanmayı hem de Dost kitabını ölmeden evvel okunacaklar listesine yazın.

Hem mânânın anahtarını hem de dostluğun anahtarını elinize alasınız…

Yolunuza DOSTlar düşsün..
Sevgi ile kalın..

Huri Ünver

Eskiye aşık altmışlara, yetmişlere, seksenlere.. Sadakatine, sevgisine.. kıyafetlerine yahut sahaftaki tozlanmış kitaplarına...

Dostluğa Ulaştınız mı?” için bir yorum

  • Şubat 23, 2018 tarihinde, saat 6:39 pm
    Permalink

    Harika bir yazı tebrik ederim tam anlamıyla anlatılmış dostluk 👌

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir