Yaptırım Kararı Nedir? Yaptırım Gücü Ne Demek?

Yaptırım kararı, bir ülkenin diğer bir ülkeye çeşitli nedenlerden dolayı ekonomik ve siyasi olarak birtakım kurallardan oluşan ceza uygulamalarına yaptırım adı verilir. Yaptırım kararları uygulanırken söz konusu ülkeyle olan ilişkiler belirleyici olur. Bir ülke başka bir ülkeye yaptırım kararı alabileceği gibi bir örgüt veya kurum başka bir ülkeye yaptırım kararı alabilir. 

Ağır yaptırımlar genellikle ambargo kararları ile pekiştirilir. Türkiye’ye Kıbrıs Harekatı (1974) sonrası uygulanan ambargo, ağır bir yaptırım kararıdır. 

Yaptırım Gücü Nedir? 

Bir ülkenin diğer bir ülkeye ceza kesme gücüne sahip olması demektir. Burada yaptırım kararı olan ülkenin ekonomik, siyasi ve askeri gücü ve konumu ön plana çıkar. Yani bir ülkenin başka bir ülkeye yaptırım uygulayabilmesi için öncelikle bazı konularda gelişmiş veya alternatifinin az/kısıtlı olması gerekir. Mesela petrol ve silah ithal eden bir ülkeyseniz petrol ve silah ihraç eden ülkelerle aranızın iyi olması gerekir. Aksi, yaptırım uygulanmak gibi bir sonuç doğurabilir. 

Bir ülkenin diğer ülkelere satabilecek madeni, silahı, tarım ürünleri varsa yaptırım gücüne ulaşmıştır. Ya da teknoloji anlamında güçlü bir ülkeyse de yine yaptırım gücüne ulaşmış durumdadır. 

Mesela bir ülke ile diğer bir ülke arasında tarıma dayalı ticaret varsa ve ihraç eden ülke ile ithal eden ülkenin aralarında çıkan bir sorundan dolayı tarım ürünleri ihraç eden ülke ticareti keserse bu kendisinin yaptırım gücünü gösterir.

Devlete Değil Kişilere de Uygulanabilir

Yaptırım kararı, sadece bir devletin diğer bir devlete uygulamış olduğu kısıtlamalarla sınırlı değildir. Bazen bir devlet bir veya birkaç kişiye ya da zümreye yaptırım kararı uygulayabilir. 

Örneğin Amerika Birleşik Devletleri’nin Adalet Bakanı Abdülhamid Gül ve İç İşleri Bakanı Süleyman Soylu’ya yönelik yaptırım kararları, kararların sadece devlet nezdinde değil kişi nezdinde de gerçekleşebileceğinin kanıtıdır. 

Yaptırım kararları ile ilgili olarak literatür birkaç bilgi verelim. Uluslararası ilişkilerde altın bir kural vardır ve bu kural milattan önce yaşamış bir tarihçi olan Tukidides tarafından atılmıştır. Tukidides, Peloponezya Savaşları Tarihi isimli kitabında şu sözlere yer verir: Güçlü insan dilediğini yapar, zayıf olansa çekmesi gereken acıyı çeker. Bu ifade, uluslararası ilişkilerde realizmin ilk açık ifadesi olması bakımından önemlidir. 

Bu anekdot, yaptırım kararlarının neden ve kim tarafından uygulanabileceğini gösterir. Güçlü ve kaynağı olan bir ülke güçlüdür ve istediğini yapabilir; zayıf olan ise çekmesi gereken acıyı çeker. Realizmin bu ilk açık ifadesi, günümüzde hala geçerliliğini koruyan bir söz haline gelmiştir. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: