Trump Son Dakika, Savaşı Bitirecek mi?
İsrail’in Lübnan’a düzenlediği saldırıların ardından uygulana ateşkes de sekteye uğradı. İran, İsrail’in ateşkesi ihlal ettiğini ve kendinin de buna dair davranacağına ilişkin açıklamlar yaptı. 28 Şubat’tan itibaren devam eden ABD/İsrail ve İran arasındaki savaş, hem ilgili ülkeleri hem de bölge ülkelerini derinden sarstı. 40 günün ardından İran’da 3 binin üzerinde insan hayatını kaybetti, İsrail’de de ise bu sayı net bir şekilde bilinmiyor. Bunun yanı sıra 8 Nisan’da Lübnan’a düzenenlen saldırılarda ise 300’e yakın Lübnanlı hayatını kaybetti. Bütün bu gelişmelere ise Beyaz Saray tarafından farklı açıklamlar geldi. Trump, Pakistan’ın arabuluculuğunda ateşkes imzalamasıyla birlikte Beyaz Saray tarafında tarafların kontrolsüz bir çatışma sürecinden çıkarılmasının ve diplomasinin yeniden devreye sokulmasının hedeflendiği vurgulandı. Ancak son yaşanan gelişmelerle birlikte sükunetin tam sağlanmadığı anlaşılıyor. Bu yeni kriz ile birlikte bölgenin ilerleyen süreçlerde nereye evrileceği merak konusu. Bu aşamada Trump’ın açıklamaları da tutarsızlığına devam etmekte.
Trump 8 Nisan’da ABD’nin İran ile “yakın çalışacağını” ve yaptırımlar ile gümrük başlıklarını da içeren yeni bir müzakere sürecine girileceğini söyledi. Ateşkes sonrası yaptığı değerlendirmede, ABD’nin sunduğu barış teklifindeki birçok başlıkta uzlaşma sağlandığını ileri sürdü. Aynı gün Trump, İran ile yapılacak görüşmelerin kapalı kapılar ardında yürütüleceğini açıkladı. ABD açısından kabul edilebilir yalnızca “tek bir maddeler seti” bulunduğunu belirtti; ancak bu maddelerin içeriğini ayrıntılandırmadı. Ayrıca görüşmelerin Cuma günü başlayabileceğini ifade etti. Trump, Lübnan cephesinin ABD-İran ateşkes anlaşmasının parçası olmadığını da açık biçimde söyledi. Lübnan’daki çatışmaları “ayrı bir çatışma” olarak tanımladı ve oradaki durumun ayrıca ele alınacağını belirtti. 9 Nisan’da ise Trump, İran daha önce varılan mutabakata tam anlamıyla uymadıkça ABD askerî unsurlarının İran çevresinde konuşlu kalacağını söyledi. Bu çerçevede gemilerin, uçakların, personelin ve ek mühimmatın bölgede tutulacağını ifade etti. Aynı açıklamada Trump, İran’ın anlaşma şartlarına uymaması halinde ABD’nin çok daha sert bir askerî karşılık vereceği uyarısında bulundu. İran’ın nükleer silaha sahip olmaması ve Hürmüz Boğazı’nın açık ve güvenli tutulması gerektiğini de vurguladı.
Burada asıl soru şu: Trump gerçekten bu savaşı bitirebilir mi? Ya da daha açık bir ifadeyle, Washington’un öncülüğünde kurulan bu yeni diplomatik zemin, sahadaki askerî gerçekliği ne ölçüde değiştirebilir? Gelinen bu noktada savaşın yalnızca masa başındaki temaslarla sona ermeyeceğini göstermektedir. İsrail’in Lübnan hattında operasyonlarını sürdürmesi, İran’ın da bu saldırıları genel ateşkes ruhuna aykırı bir hamle olarak okuması, kırılgan sürecin her an yeniden çatışma sarmalına girebileceğine işaret ediyor.
Yaklaşık 40 gündür süren savaş, taraf ülkelerde ağır insani ve siyasi sonuçlar doğurdu. İran’da binlerce insan hayatını kaybederken İsrail’deki kayıpların tam boyutu hâlâ netleşmiş görünmüyor. Lübnan cephesinde ise son saldırılar, savaşın bölgesel karakterini daha görünür hale getirdi. Bu yüzden bugün tartışılan mesele yalnızca “ateşkes sağlandı mı?” sorusundan ziyade daha çok “bu ateşkes ne kadar sürecek, kimler tarafından uygulanacak ve hangi cepheleri kapsayacak?” sorusudur. Hürmüz’ün dünya üzerinde doğuracağı ekonomik sorunlar ve enerji açığı ise belirisizliğini sürdürüyor. Bu çok katmalı krizler savaşın masadan yapılacak müdahalelerle hemen hallolunacak konular olmadığın gözler önüne sermiştir. Öyle ki Trump’ın piyasaları stabil tutmak için yaptığı açılamlar da savaşın başlangıcı kadar geniş yankı uyandırmamakta. Bunu yanı sıra Trump, kendine bu çatışmalarının ardından bir başarı devşirebilir ve savaşı kendi nezdinde bitirebilir. Ancak bu tavra karşı İsrail’in tepkisi bölgesele dinamikleri daha da karmaşık hale getirebilir.
