Aforizmalar I

İnsanın başına ya söylediklerinden ya da söylemediklerinden türlü işler gelir. Hep böyledir. Ya söylemiş canınız yanmıştır ya da söyleyememiş, içinizde kalmıştır ve bu sizi daha derinden yaralamıştır.

Eylemsizlikte bulunmak, eylemi yapmaya göre daha çok tercih ediliyor. Yani gerçeği kendine saklamak, yalan söylemek kadar kötü oluyor kısaca. Eylemsizlik teorisi altında bu eylemi gerekçelendirebiliriz. Sorumluluk almak her zaman, almamaktan daha külfetli bir iş olarak kabul ediliyor.

Örneğin bir gerçeği söylemediğiniz zaman, gerçek kendi içinizde çürüyüp gidiyor, o gerçeği öğrenme hakkına sahip insanları engellemiş oluyorsunuz. Fakat gerçeği söylemek sizi daha fazla düşünmeye sevk ediyor. O gerçekliği her yönüyle düşünmeye başlıyorsunuz. Olurunu ya da olmazını; olacakları ya da olmayacakları kendi kafanızda kuruyor, bir karara varıyorsunuz; doğru veya yanlış.

Hangi yaşta ölürsek ölelim tamamlanmamış cümlelerimiz olacak demişti yazarın/şairin biri. Öyleydi ve durum onu gerektiriyordu. Her çağımızda söylenmemiş, itiraf edilememiş cümlelerimiz ve vedalarımız olacaktı. Ve biz, bizi her gün biraz daha kemiren düşüncelerimizle ölüme bir adım daha yaklaşmış olacaktık.

Korkunçtu. Böyle yaşanamaz derdi Didem Madak olsa. Oysa insan derdini anlatmak isterdi; bi bardağa bile olsa. Durum yine onu gerektiriyordu. Söylemeyip, kendi içinde sonu belirli tiyatrolar kurup, o tiyatroları kendi senaryoları ile oynamak insanı en azından teskin ediyordu. Cesaretin olmayışından farklı bir durumdu bu. Adı konulmamış bir şey. Bir tütsü, bir uçan buğu. Ama insan o adı konulamamış şeylere, gerçekliklerden daha fazla sarılmak istiyordu. Gerçekliği kendi içinde yorumlamak, herkesçe bilinen bir gerçekliğe göre daha masumdular.

Her çağda söylenmemişlikler, itiraf edilememişlikler, tamamlanmamış cümleler, yarım kalmış vedalar olacak; insan ömrüne bu yapılamayanları bir gün sığdırma planıyla koca bir hayat sürecek ama gerçekleşmeden ölecekti. Yine korkunçtu. Ama elden hiçbir şey gelmiyordu. Ve milyon kez: Durum onu gerektiriyordu.