Beklentileri Fazla Tutmak

Beklentileri fazla tutmak, beklentilerin belki bir gün gerçekleşeceği inancına sahip olup o günü merakla beklemektir.

Yorulmak ama anlık değil hepten yorulmaktır. Yorulmak ama fiziken bir yorgunluk değil, zihnen bitmek ve tükenmişlik sendromu yaşamaktır. Beklentileri fazla tutmak, beklentilerin aslında olmayacağına da bir nevi inanmak demek. Beklentiler belki hiçbir zaman gerçekleşmeyecekler ama siz onları gelmeyecek bir gemiyi bekler gibi bekleyeceksiniz.

Beklentileri fazla tutmak, yine bir nevi de hayal kırıklığı yaşamak demek. Akıl sağlığı yerinde olan biri için beklentileri fazla tutmak, biraz deliliğe kaçan bir durum değil mi? Öyle işte. Beklentilerin fazla tutulması, gerçeklerin beklentilerin altında kalması ile ters yüz olur ve tokatlar birbiri ardına patlar suratınıza.

Ama beklentiler olmadan da hayatın yaşayamayacağı bir gerçek. İyi olmak demek aslında beklentileri fazla tutmak. Sıklıkla iyi insanların sığındığı bir limandır beklenti.

Hayattan beklediğini alamayanların, yalnızların, yolda kalmışların ve düşmüşlerin yastığını süsleyen bir şey beklenti. Beklenti olmadan yaşanmazdı. Beklenti sıklıkla iyi bir şeydi ama beklentinin bekletmesi iyi bir şey değildi. Herkeste peygamber sabrı yoktu mesela. Herkes bir peygamberin sabrettiği kadar sabredemezdi; çatlar patlar ya da öfkelenirdi elbette.

Beklenti iyi bir şeydi elbette ama beklentinin arkadaşları kötüydü. Zaman kötüydü, imkanlar kötüydü, parasızlık kötüydü. Ama beklenti iyiydi.

Mesela insanı ayakta tutan en önemli duyguydu beklenti. Beklenti umut demekti. Toprak Ana’daki Tolgonay’ın toprağa sevgisi/umudu gibi bir şeydi beklenti. İyiydi, boşverin iyiydi.