Alman Mareşal Helmuth von Moltke’nin Osmanlı Devleti Hakkındaki Görüşleri

1866 Avusturya-Prusya ve 1871 Prusya-Fransa Savaşlarında göstermiş olduğu üstün başarıları ile adından sıkça söz ettiren ve Almanya’nın siyasi birliğini sağlamasında Otto van Bismarck ile önemli rol oynayan Prusyalı general, bir dönem Osmanlı Devleti’nde de gözlemcilik yapmıştır. Osmanlı Devleti’nin yapısını, Türk milletinin alışkanlıklarını ve II. Mahmut sonrasındaki devlet düzeni ve yapısını da gözlemlerine dayanarak açıklayan von Moltke, Osmanlı Devleti’ni tüm zamanların en güçlü devleti olduğunu belirtmiştir. 7 Nisan 1836 tarihli bir mektubunda ise şöyle der:

“İslâm’ın doğuda olduğu gibi batının büyük bir kısmına hakim olacağından haklı olarak korkulduğu devir geçeli pek çok olmamıştır. Hz. Muhammed’e (s.a.v.) inananlar, Hıristiyanlığın asırlardan beri kök salmış olduğu memleketleri zabtetmişlerdi. Havârîler’in eskiden beri toprağı sayılan toprağı, Korintos ve Efes, İzmit, İskenderiyye, sinodlar (hristiyan ruhani meclisi) ve kiliseler şehri İznik, hep Müslüman Türkler’in hâkimiyeti altına girdi. Hattâ Hıristiyan’ın beşiği ve Hz.İsâ (a.s.)’ın mezarı, Filistin ve Kudüs, Müslümanlar’ın eline geçti. Ve Türkler, Avrupa’nın bütün şövalyelerine karşı burayı savundular. Roma İmparatorluğunun uzun ömrüne son vermek ve 1000 yıldan fazla bir zamandan beri İsâ ve Azîzler’in yüceltildiği Ayasofya kilisesini, Allâh (c.c.)’e ve Hz. Muhammed (s.a.v.)’e tahsis etmek de, onlara nasip oldu. Konstanz’da dinî mes’eleler üzerinde münakaşa edilir, Ortodoks Kilisesi ile Katolik Kilisesi arasında uzlaşma imkansız hâle geldiği ve 40 milyon Hıristiyan, papalarının hâkimiyetinden çıkmaya hazırlanırken, Türkler, Avusturya’da Steiermak ve Salzburg’a kadar muzafferâne ilerlemişlerdi. O zaman da Avrupa’nın en başta gelen hükümdarı, taht şehri Viyana’dan kaçtı. Neredeyse Viyana’daki Stephan kilisesi de Bizans’taki Ayasofya gibi cami olacaktı. O zamanlar Afrika çöllerinden Hazar Denizine ve Hind Okyanusu’ndan Atlantik kıyılarına kadar bütün ülkeler, padişaha aitti. Venedik doçları ile Almanya imparatorları, Bâb-ı Âlî’nin haraç defterinde kayıtlı idiler. Akdeniz kıyılarının dörtte üçü, Türkler’deydi. Nil, Fırat ve hemen hemen bütün Tuna, Türk nehirleri idi. Ege ve Karadeniz de Türk iç denizleri halindeydi.”

(Yılmaz Öztuna, Büyük Türkiye Tarihi, c.8 s.366-367)

Helmuth von Moltke’nin yukarıda yer alan görüşleri, belirli bir döneme aittir. Osmanlı Devleti’nin dinamiklerini ve özellikle II. Mahmut dönemi ve sonrasını ele aldığı eserlerde gözlemlerine sıklıkla yer veren Mareşal, Osmanlı Devleti’ni İslam’ın taşıyıcı unsuru olarak görmüş ve Türk=İslam görüşüne uygun olarak gözlemlerini aktarmıştır. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir