Alparslan Kuytul Kime Hizmet Ediyor?

Alparslan Kuytul Kimdir?

1965 yılında Adana’da dünyaya gelen Kuytul, ilk öğretimini Adana İnkılâp İlkokulu’nda, orta öğrenimini Tepebağ Ortaokulunda, lise öğrenimini de Adana Erkek Lisesi’nde tamamladı.  1983 yılında Çukurova Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi, İnşaat Mühendisliği bölümüne başladı.  1987-1988’de Üniversiteden mezun olduktan sonra 1990 yılında Askere gitti,  askerlik görevini tamamladıktan sonra 1993-1997 yılları arasında da Mısır’ın El- Ezher Üniversitesi Şeriat Fakültesi İslam Hukuku bölümünde okudu. 1994 yılında  Ezher Üniversitesinde okuduğu yıllarda Furkan Eğitim ve Hizmet Vakfı’nı kurmuştur.  1997 yılında Ezher Üniversitesi’nden mezun olmuştur. 1996-1997’de mezun olduktan sonra Türkiye’ye döndü. Döndükten sonra da vakıf  çalışmalarına devam eden  Kuytul zaman içerisinde birçok il ve ilçede vakfa ait şubeler açmıştır.

 

Kuytul,  her cuma akşamı vakıf merkezinde yaptığı tefsir ve konulu derslerin yanı Hadis, Siyer, Fıkıh, Usul, Arapça gibi ilmi dersler, bunlarla birlikte  Ortadoğu Gerçeği, Beşeri İdeolojiler, Çağdaş Kavramlar ve Dünya Siyaseti gibi dersler de yapmaktadır.

2002 yılında evlenen Alpaslan Kuytul’un ’beş çocuğu vardır.

 2011 yılında “Furkan Nesli – Öncü Nesil” Dergisinin çıkmasını sağlamış ve bu alanda çeşitli platformlarda yer almıştır.

Aylık olarak yayımlanan  kaleme aldığı ilmî ve siyasî makalelerle derginin başyazarlığını yapmaktadır.

Kuytul,  “Allah’ın dünyasında Allah’ın dediği olmalı” anlayışı ile hareket ederek bu tür çalışmalarının yanı sırada ülkenin bir çok yerinde çeşitli konular ile konferanslar vermektedir.

Fakat bu çalışmaları 2012 yılından itibaren engellenmiş ve sabote edilmiştir. Bunun en yakın örneği ise; geçtiğimiz yıllarda Adana Çukurova Üniversitesi’nde gerçekleştirilmesi planlanan konferansın polis tarafından engellenmesi ve konferansa gelen bir çok kişinin polise baş kaldırması ve bunun akabinde biber gazları ve coplarla polisin dinleyicilerle müdahale etmesi diyebiliriz. Vakıf çok eski bir kuruluş olsa da şu sıralar daha çok ses getirmektedir. Bunun en önemli etkenlerinden bir tanesi de sosyal medyayı iyi bir şekilde kullanmaları diyebiliriz. Seslerini duyurabilecek Youtube kanalları ile çok daha fazla kişiye ulaşmaktadırlar. Destek olarak çeşitli şehirlerde de eşi  Semra Kuytul çeşitli konferanslar vermektedir.

(Adana Çukurova Üniversitesi’nde yapılmak istenen programa polisin müdahalesi)

 

Konferanslar Neden Engelleniyor? 

Bu sorunun öncesinde yine 29 Mayıs 2016 tarihinde Hatay İskenderun’da gerçekleşmesi planlanan konferansı inceleyelim.

Furkan Vakfı,  İskenderun’daki  bir düğün salonunda Alparslan Kuytul’un konuşmacı olarak katılacağı ‘İstanbul’un Fethi ve Fetih Nesli’ konulu konferans düzenlemek için İskenderun Kaymakamlığı’na başvurmuş fakat, güvenlik nedeniyle izin verilmemiş ardından onay vermemesine rağmen Furkan Vakfı yöneticileri, konferansın her şeye rağmen  düzenleyeceklerini bildirerek bunu web sayfasından duyurdu. Duyuru şu şekilde:

“Furkan Vakfı olarak bu pazar İskenderun’da gerçekleştireceğimiz konferansımız güvenliği sağlayamama gerekçe gösterilerek kaymakamlık tarafından engellenmeye çalışıldı. Ancak biz kendi güvenliğimizi sağlamayı üzerimize alarak 29.05.2016 günü İskenderun konferansını tertipleyeceğiz. Tüm halkımız davetlidir.”

Konferansa konuşmacı olarak katılacak olan Alparslan Kuytul, İskenderun’a gitmek üzereyken kalabalık bir grup tarafından  Tarsus- Adana-Gaziantep Otoyolu’nun Erzin Gişeleri’nde karşılandı. Fakat, polis İskenderun’a gitmek isteyen gruba izin vermedi.

 

 

 

Furkan Vakfı üyelerinin şiddetli  ısrarı üzerine yapılan görüşmeler neticesinde  konferans için Hatay Valiliği’nden, yerin değiştirilmesi şartıyla onay verildi.

Konferansa katılan yaklaşık 5 bin kişinin bulunduğu alanda, ikindi namazı kılındı. Namazın ardından Alparslan Kuytul’un konferansı başladı ve cemaat olaysız dağıldı.

Tabi önceki olayları saymazsak!  Hükumete kafir gözüyle bakmaları, kendilerini pek fazla haklı görmeleri polislere saldırmalarını gerektiriyor mu? Ya da olayı hak-batıl mücadelesi konumuna getirmek ne kadar doğru?

Eleştirdiğim bir nokta da, bu olayların ardından müdahale eden polisler arasında  bir şahsiyet ( polis diyemiyorum) olayı farklı yere çekerek içindeki kini kusmuş görünüyor ve bir kadının başörtüsünü çekiyor. Olayları bu kadar acımasız cephelere çekmek de bir Türk Polisine yakışmıyor diyerek bu konuyu kapatıyorum.

Engellemelerin sebeplerini sıralarsak

  • Cemaat olmalarına rağmen çok fazla siyasi propaganda yapmaları,
  • Gülen Cemaati vakıasından sonra hükumetin böyle gruplara güveninin kalmaması,
  • Türkiye’de yaygın olan Ehl-i Sünnet anlayışına ters düşmesi, diyaneti rahatsız etmiş olabilir.

 

 Vakıf  Neye Hizmet Ediyor? 

Furkan Vakfı; bir çok kurulmuş İslam  grupları ve vakıfları gibi bu toplulukta kendini İslama hizmet veren bir cemaat olarak adlandırıyor, zaten isim anlamıyla da oldukça ağır bir niteliği olduğu bellidir. Furkan hakla batılı, doğruyla yanlışı ayırt etme manasına gelmektedir. Cemaat kendine bu kadar iddialı bir isim koyarak zaten bir çok konu da üstün olduğunu kabul etmektedir. İtikadı konularını eleştirmeyi ya da fıkhı alanda fetvalarını bir kenara koyuyoruz. ama bir-iki konu var ki , açıklığa  getirmek mecburiyetindeyiz

  1. Kuytul, cemaat  oluşumuna karşı olduğunu bir çok sohbetinde söylemektedir. Onun karşı çıktığı şey şeyhlik ya da halk tabiri ile ‘el alma’ olayıdır. Fakat talebe ve dernek üyelerinin  üyelerin ona bağnazca bağlı olmalarıyla cemaatteki  şeyhlik kavramı arasında fark  var mıdır?
  2. Bir İslamı kuruluşun çok fazla siyasete karışması, ister yandaş olsun ister karşıt olsun bir  çok konuya müdahil olması ne kadar doğrudur? üstelik bunu her sohbet meclisinde dile getirmek ne kadar uygun bir harekettir? Bunun bir örneği olarak son yaşanan Afrin olayı ile ilgili Alpaslan Kuytul’un açıklamalarıdır. ” Size siyasetin alasını yaparım” sözleri ile iddiamızı kanıtlamakta ve halka bir nevi hakaretlerini savurmaktadır. İlgili video;

 

3. 15 Temmuz Darbe girişimi ile alakalı yorumları daha daha çarpıcıdır. Özellikle ilk duyduğunda ki tutumu oldukça tepki toplamıştır.  İlgili video;

 

 

Son Sözler 

Bir çok kişinin hidayetin vesile olmuş, bir çok kişinin hayatında önemli noktalara ayak basmış ve güzel hizmetlerde bulunmuş bir cemaati bu yönde eleştirmek istemezdim sanırım fakat, iyi taraflarının bakarak çeşitli hatalarını görmezden gelmek ne bize ne İslama yakışır diye düşünüyorum.  Bir İslamı kuruluşun en önemli yapacağı şey siyasete karışmadan kuruluş amacını yitirmemesidir.  Hükumeti eleştirmek ne kendilerine ne topluma bir yarar sağlayamayacaktır, ki her şeye susulmaması gerekmekte, yanlışı görüp haksızlığa göz yummamalı hiç bir Müslüman. Fakat bu şekilde değil. Eleştirmenin de bir adabı olmalı,  her sohbette her mecliste hele ki adı İslam kuruluşu olan bir yapıda her koşulda suçlanacak kişi ne Cumhurbaşkanı olmalı ne de halk!  Suçlanacak şey ilk önce insanın kendi nefsidir.

Hem ülkemizde hem dünya da kadar ayrışma varken , Alpaslan Kuytul’a sormak gerekir;

Neden, ülkenin safında durup destek olmuyorsun?

Neden,  kendi haklılığınız için ülke menfaatine ters düşen şeyleri istiyorsunuz?

Neden, cemaatlere ayrıştırıcı deyip en büyük ayrıştırmayı kendin yapıyorsun?

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir