Barış Pınarı Harekatı Zafer mi? Hezimet mi?

Barış Pınarı Harekatı’na, Pompeo ve Pence’in Türkiye’ye gelmesi ile ara verildi ve taraflar arasında 13 maddeden oluşan bir anlaşma imzalandı. Türkiye ve YPG terör örgütü arasında varılan mutabakatta güvenli bölge, ağır silahların teslim edilmesi, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve DAEŞ ile mücadele gibi konulara özellikle yer verildi. Peki Barış Pınarı Harekatı biz zafer mi hezimet mi? 

Bu konunun aydınlatılması için öncelikle operasyondan Türkiye’nin beklentilerini ortaya koymak gerekiyor. Recep Tayyip Erdoğan, operasyonun başladığını Twitter hesabından “terör koridorunu ortadan kaldırmak” ifadesi ile duyurmuştu. Yani Türkiye’nin ana meselesi, sınırındaki terör tehdidini bir “güvenli bölge” oluşturarak ortadan kaldırmaktı. 

Anlaşma ile YPG, Türkiye’nin belirlediği 30 kilometrelik güvenli bölgeyi ağır silahları ile terk edecek. Böylece Türkiye, daha fazla can ve mal kaybı yaşamadan bölgeyi temizlemiş olacak. 

Anlaşma ile ABD tarafından bir süredir uygulanan ve operasyonun akıbeti ile daha da ağırlaşacağı konuşulan yaptırımlar da böylece askıya alınmış oldu. Türkiye, operasyonda daha fazla enerji sarf etmeden hem istediğini aldı hem de gelebilecek olan yaptırımların da önünü kesti. Hem de daha fazla askerin hayatını tehlikeye atmadan ve mühimmat harcamadan operasyonu sonlandırmış oldu. 

Harekatın zafer mi yoksa hezimet mi olduğunu anlamak için bir de karşı tarafın tutumuna bakmak gerekir. Trump’ın Twitter’daki paylaşımının altına yapılan yorumlarda Suriye’nin kuzeyinin altın tepsiyle Erdoğan’a bırakıldığı ve Amerika’nın bu işten zararlı çıktığı görüşlerine yer veriliyor. Üstelik YPG ve terör örgütü sempatizanları da yapılan anlaşmadan son derece rahatsız. 

Operasyon sonrasında imzalanan anlaşmanın özellikle 7, 9, ve 10. maddeleri Türkiye’nin operasyon öncesi istediği hususlardı. Türkiye, bu maddelerin gerçekleşmesi taahhüt edilse operasyona dahi yanaşmazdı. Bu açıdan Barış Pınarı harekatı başarılı diyebiliriz. 

Operasyonun Başarısız Yanları 

Barış Pınarı Harekatı sırasında Kobani olarak da bilinen Ayn el Arab bölgesi, Haseke ve Kamışlı bölgeleri Suriye rejiminin kontrolü altına girdi. Özellikle Ayn el Arab bölgesinin Esad rejiminin kontrolü altına girmesi Türkiye için çok çok büyük bir tehdit. Zira bu bölge sınırımızın hemen dibinde ve Suruç’a sadece 70 kilometre. 

Operasyonla YPG’ye verilen zayiatlara rağmen ağır bir darbe vurulamamış ve terör örgütünün kısa sürede kendini toparlaması ve militan ve mühimmat açısından eski gücüne tekrar kavuşması ihtimali ortaya çıkmıştır. 

Verilen güvenli bölge sözünün herhangi bir bağlayıcılığı, Türkiye’nin diplomatik olarak yalnız olmasından dolayı, yoktur. Bu nedenle 120 saat sonra YPG’nin güvenli bölgeyi terk etmeyeceğinin veya Trump’ın kararını değiştirmeyeceğinin garantisi yok. 

Türkiye, bu anlaşma ile beraber YPG’yi de hukuki olarak tanımış oldu. Zira bir devletin taraf olarak bir örgütü veya başka bir devleti kabul edip anlaşmayı imzalaması demek tanımış olması demektir. “Terör örgütüyle masaya oturulmaz” algısının da nihayileşmesi anlamına geldiğinden genel anlamda Türkiye’nin aleyhine sonuçlanmış diyebiliriz. 

Ancak yine de sağlıklı bir karar vermek adına YPG’ye tanınan 120 saatlik sürenin dolmasını beklemekte fayda var. Eğer şartlar yerine getirilmezse Türkiye operasyona kaldığı yerden devam edecektir. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: