Başarıyı Elde Tutmak, Başarıya Ulaşmaktan Daha Zordur

Başarılar elde etmek, hedeflediğimiz ideallerin arkasından koşup ideallerimizi gerçekleştirmek veya bir şeye azmettiğimiz zaman sonucun lehimize olduğunu görmek hiç şüphesiz iyi bir kazanımdır. Başarıya ulaşmak, sizi zahmetli ve pek meşakkatli yollardan geçirse de sonucunda mutlu bir son hazırlar size. Fakat başarıyı elde tutmak ve onu korumak diye bir şey de var. Başarıyı elde tutmak, başarıya ulaşmaktan daha zordur. Çok daha zor.

Bir olguyu veya nesneyi korumak, zararlardan veya dış etkilerden muhafaza etmek her zaman için ekstra bir çaba gerektirir. Örneğin iyi bir başarı elde ettiniz, ilk dönem not ortalamanız 3,79 gibi takdir edilecek bir oranda. Bu bir başarı elde etmektir. Fakat asıl taktir edilecek başarı, ortalamayı düşürmeden korumaktır.

Başarıyı elde etmek, başarıya ulaşmaktan neden zordur? Başarı elde ettiğinizde, bu başarı ister küçük bir başarı olsun ister büyük bir başarı, omuzlarınızda büyük bir yük oluşturur. İnsan kaybetme korkusuna kapılır. Ya kaybedersem, ya daha kötüsüyle yüzleşirsem gibi sorular büyük bir sorunsala dönüşür ve insan bu soruları kendi kendine sormaktan asla vazgeçmez.

Sorumluluk ve çevre faktörü de başarıyı elde tutmayı zorlaştırır. Başarı sizi belirli bir sorumluluğun altına sokar, çevrenin de belirleyici faktörü şöyledir: Herhangi bir başarı elde ettiğiniz zaman, çevreniz size ‘başarılı’ gözüyle bakar. Ve siz de bu gözlere aşinasınızdır. Bu gözlerin hain ve yerden yere vuran gözlere dönüşmemesi için başarıya sıkı sıkı tutunursunuz. Hani ‘el ne der?‘ korkusu vardır ya, tam anlamıyla budur. Ve inanılmaz bir strese sebep olur.

Başarıyı ilahileştirmeden kavramak gerekir öncelikle. Başarı, kaybedildiğinde bir üzüntüye sebep olur. Ve bu kaçınılmazdır. Kaybetmelere alışmak lazımdır. Kaybederseniz, başarının değerini hatta bazen de değersizliğini daha iyi anlarsınız. Gerçek başarı, o zaman somut bir kavrama döner.