Plaza Çalışanı Olmak

Plaza çalışanı olmak, çalışan olmanın farklı bir boyutu durumunda. 20. Yüzyılın sonlarında başlayan plazada çalışmak, ülkemizde de yine aynı tarihlere dayanmaktadır. Plaza çalışanı; beyaz yakalı, kimlik kartını boynuna asmış vaziyette, ortalama üstünde bir giyinime sahip çalışanlardır. Türk toplumunda ayrı bir yeri olan ve her defasında işe başlayacak olanlara tavsiye olarak söylenen ‘masa başı iş’ kavramının tam anlamıyla oturduğu bir yerdir. Sıklıkla göbeği alnına kadar dayanmış insanların plaza önlerini işgal ettiğine şahit olabilirsiniz.

Benim plaza çalışanlarına dair en önemli takıntım  konuştukları dilin yapısıdır. %70 Türkçe %30 İngilizce deyimlerle konuşan plaza çalışanı insanla anlaşmak için evvela İngilizce biliyor olmak gerekir. Push etmek, forwardlamak, positionlar, situationlarlar, manage, direct hepsi harmanlanıyor ve ortaya yepyeni bir dil peyda oluyor. Haklı sebepleri elbette ki vardır. Çünkü şirket içinde İngilizce konuşmayı gerektirecek tonlarca iş var. Çalışma ortamı da zaten İngilizce konuşmaya oldukça müsait bir yer olduğundan pek yadırgamamak gerekir.

Öte yandan plaza çalışanlarında en sevdiğim özellik yemek gibi bir derdin olmamasıdır. Yemek ya şirketin anlaşmalı olduğu yemek şirketinden gelir ya da genellikle plazalarda olan yemek kartları; Sodexo, Ticket, Multinet gibi kartlarla yemek, sorun olmaktan çıkıyor ve bu işi en azından daha çekilir hale getiriyor.

Plaza çalışanı aynı zamanda eğer mümkünse, gayet iyi ilişki sahibi demektir. Hep iç içe bulunulan bir ortamda, huzursuzluğu bozmadan çalışmak, sizi işe getirecek sebeplerdendir. Zaten bir iş yeri ancak uyumlu olduğunuz, iyi geçinebildiğiniz insanların varlığıyla gerçek bir iş yeri kimliğine bürünür.