Başkalarının Hayat Hikayesini Dinlemek

Başkalarının hayat hikayesini dinlemek, bana her zaman yeni başlayan bir serüvenin ilk adımını hatırlatır. Bir başkasının hayatta neler yaptığını, arkasında neler bıraktığını öğrenme isteği içimde her zaman özel bir yer edinmiştir. Başka insanları dinlemeyi seviyorum, neler yaptıklarını, neleri yapamadıklarını; neyi sevip neyi sevmediğini bilmek, bir konunun bilinmeyen yönlerini aydınlatmak kadar zevk veriyor bana. Yeni bir insan, yeni bir hikaye.

Her hikayeden kendime çıkaracağım dersler olur muhakkak. İnsan, milyonlarcası ile aynı yerküreyi paylaşıyor. Ve bu yerkürede her insanın bambaşka bir yaşam hikayesi var: Ders verici, heyecan uyandıran, neşeli, umut vaat eden yaşamlar, hikayeler ve insanlar var. Ve bu insanları, kendi otobiyografilerini anlatırken dinlemek, ilk elden öğrenmek gibisi var mı?

Özellikle yaşlanmaya başlayan insanların yaşam hikayelerini dinlemek kadar büyük bir zevk yoktur nazarımda. Hani “alınlar görmüşüm ki vatanımın coğrafyasıdır” dizelerini hatırlatan cinsten insanlar.

“Her kırışığı sorulacak bir hesabı; her çizgisi tarihten bir yaprağı anlatır”.

Hal ve hareketler, bakışlar, vücut dilleri ve diğer tüm belirteçler, bir insanın hayat hikayesini anlatırken dikkatimi çeken şeyler. İnsan gerçekten de bir başkasının hayat hikayesini dinlerken çok sevdiği bir romanın ya da filmin ortasında kalmış gibi hissediyor kendini. Reklam ve ara verilmeden, bir Türk kahvesi ya da çay eşliğinde dinlenen hayat hikayeleri, bana hep mistik ve vakur bir duruşu, anlamı ifade eder.

Asırlık çınarların, yaşadıklarını gören gözleriyle size bakması, öpülesi elleriyle size dokunması, beni gerçek anlamda etkilemin de ötesinde neşe ve hüzün arasında ama asla karamsar olmayan naif bir havaya bürüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir