Savaş Nedir? Savaş Türleri Nelerdir? Savaşın Özellikleri ve Savaş Kavramı Nedir?

Savaş, harp ya da muharebe. Bir devletin başka bir devlete karşı siyasi, askeri, sosyal ya da ekonomik sebeplerden dolayı siyasi ilişkilerini keserek birbirlerine karşı giriştikleri silahlı eylemler bütününe savaş denir. Savaş, iki devlet arasında olduğu gibi birçok devlet arasında da olabilir.

Savaşların Başlangıcı

Tarım Devrimi’nden sonra mülkiyet kavramının ve daha sonra da devlet kavramının ortaya çıkması ile beraber insanlar arasında ihtilaflar baş göstermiştir. Thomas Hobbes’un “dünyada tek kişi varken huzur, iki kişi varken savaş; üç kişi varken İttifak olur” sözü, insaların birbirleriyle ya da devletlerin neden birbirlerine savaş açtığını açıklamaktadır. Savaşlar, genellikle bir devletin ya da milletin bağımsızlığına ya da hür iradesine karşı gerçekleşen saldırılara müteakiben ortaya çıkan bir olgudur.

Mülkiyet kavramının ortaya çıkması ile birlikte insanlar ve devletler arasında ihtilaflar baş göstermiş ve kişi ya da devletler çeşitli sebeplerle anlaşmazlık yaşamışlardır. Bu anlaşmazlıklar nedeniyle milletler ve devletler arasında “savaşlar” meydana gelmiş, bir taraf diğer bir tarafa üstünlük kurma mücadelesi içine girmiştir.

Savaşları doğuran sebeplere baktığımızda insanoğlunun mağaralardan çıkıp toprağı ekmeye başladıkları dönemi gösterebiliriz. Zira bu dönemden sonra mülkiyet, hukuk, devlet ve etik gibi pek çok yerel ve evrensel kaideler ortaya çıkmıştır.

Savaşın Özellikleri

Savaş, bir devletin ya da grubun başka bir devlet ya da millete üstünlük kurmasını amaç edinen bir Silahlı eylemler bütünüdür. Savaşlar genellikle ekonomik, siyasi ve toplumsal nedenlerden dolayı meydana gelmiştir. Dünya tarihinde gerçekleşmiş savaşlara baktığımızda çok geniş bir yelpazede savaşın sebeplerinin çeşitlendiğini görürüz. Modern anlamda devletlerin ortaya çıkması ile savaşlar, devletler düzeyinde gerçekleşmiş ve devletler kendi orduları ile savaşlara dahil olmuştur.

Savaşların en önemli özelliklerinden biri, savaşan tarafların üstünlük kurma ve gücünü kanıtlama çabası içine girmesidir. Savaşlar milis kuvvetler tarafından yapıldığı gibi düzenli ordular tarafından da yapılabilir.

Savaşın Türleri

a. Sıcak Savaş

İki veya ikiden fazla devletin ordu veya güçlerinin karşı karşıya gelerek çarpışması ile gerçekleşen savaşlara denir. Sıcak savaş, devletlerin silahlara başvurarak gerçekleştirdikleri savaştır. Sıcak Savaşta amaç düşmanı yıpratmak değil yok etmektir.

b. Psikolojik Savaş

Psikolojik savaş, devletlerin ordularıyla yaptıkları bir savaş olmayıp siyasi alanda birbirlerine karşı takındığı tavrı ifade eden bir davranıştır. Psikolojik savaşlar, ülkeler arasında meydana gelen anlaşmazlıkların siyasi alanda bir yansımasıdır.

Aynı zamanda psikolojik savaş, sıcak savaşın bir önceki aşamasıdır. Söz konusu bu savaş türünde devletler, kendilerine düşman olarak gördükleri bir devlet ile siyasi, ekonomik ve askeri bir yardımlaşma içine girmeden politik hamleleri ile bir savaş havası yaratırlar.

Psikolojik savaşın hiçbir safhasında çatışma ya da orduların karşı karşıya gelme durumları yoktur.

c. Soğuk Savaş

Psikolojik savaşın bir üst versiyonu olan soğuk savaş, daha uzun bir dönemi ifade eder. İsim babası Walter Lippman’dır. Lippman 1944 yılında ilk kez “Soğuk Savaş” kelimesini söylemiştir. Ülkeler veya rakip ittifaklar arasında topyekun savaşa varmadan devam eden uzun süreli bir aşırı gerilim halini ifade eder. Terim, en yaygın şekliyle, kapitalist batı bloğuyla komünist doğu bloğu, yani ABD ve SSCB arasındaki siyasal, ekonomik, kültürel ve askeri rekabet dönemiyle ilişkilendirilir.

d. Siber Savaş

Devletlerin sıcak savaşa girmeden başka bir devletin internet ve ağ sistemlerine karşı yapmış oldukları saldırılar, siber savaş olarak adlandırılır. Siber savaş, bir diğer ismiyle siber saldırılar, devletlerin önemli servislerine, dijital kozmik bilgilerine saldırmasıdır.

Akılda kalan en önemli siber savaş, Rusya ile Estonya arasında olmuş ve neredeyse tüm resmi işlemlerini internet üzerinden gerçekleştiren Estonya, oldukça fazla zarar görmüştür.

e. İç Savaş

Bir ülkedeki etnik unsurların birbirleri arasında çeşitli nedenlerden ötürü silahlı eylemlere kalkışmasıdır. İç savaş, belirli bir isyanın ve başkaldırının sonucunda olabildiği gibi bir kesimin arkasındaki önemli güçleri almasıyla da gerçekleşebilir.

İç Savaşlar, devletin kendi içerisinde zayıf düşmesi ve kendi iç olaylarını düzenleyemeyecek kadar güçsüz olduğu anlamına gelir ki bu da devletin uluslararası çizgisinin sarsılmasını ifade eder.

Savaşın Bitmesi

Savaş, genellikle tarafların karşılıklı ateşkes ilan etmesi ile son bulur. Savaşlar, savaşın bittiğini ifade eden ateşkes antlaşmaları ya da barış anlaşması ile son bulur.

Örneğin Osmanlı Devleti için I. Dünya Savaşı’nda ateşkes anlaşması, Mondros; Barış Antlaşması ise Sevr Anlaşmasıdır.

Savaşın Geçerliliği

Savaşların geçerliliği, savaş sonunda imzalanan anlaşma, metin veya mutabakat ile tescillenmiş olur. Savaşların geçerliliğini belirleyen en önemli olgu, savaş sonrasında imzalanan metinlerdir.

Savaş ve İstihbarat

Savaşlar beraberinde belirli bir istihbarat gücünü de getirir. Devletler diğer devletlerin savaş sırasında ya da savaş öncesinde neler yaptığını, ne konuda hareket halinde olduklarını öğrenmek için istihbarat yöntemine başvurur.

Casusluk, modern savaşlarda kullanıldığı gibi geçmişte de kullanılan bir yöntemdi. Mesela Cengiz Han’ın kale kuşatmalarında casuslarından yararlanıp kaleyi teslim alma süresini kısaltmıştır. Bu Cengiz Han’ın sadece kale kuşatmalarında değil diğer savaşlarda da kullandığı bir işine yaradığı yöntemdir.

Kaynaklarda “espiyonaj” olarak geçen savaşta istihbarat, bir anlamda beşinci kol olarak tarif edilebilir. Beşinci kol, istihbaratı ve istihbaratın önemini ifade etmekedir. Kelimenin kökeni şuradan gelir;

İspanya İç Savaşı’nda faşist Franco’nun yakın adamlarından ve ordunun ileri gelenlerinden General Emilio Mola‘nın Madrid’i 1937’de dört bir yanından kuşattığı esnada bölgede görev yapmakta olan gazetecilerin “kuşatma ne zaman bitecek” sorusuna “şehri dört koldan kuşattık, beşinci kolumuz da şehirde; çok süreceğini sanmıyorum” diyerek siyaset terimine kazandırdığı beşinci kolun bir türü olan Espiyonaj, istihbarat birimlerinin sıkça kullandığı bir bilgi alma türüdür.

Savaşın Haklılığı

Bir savaş ne kadar haklı sebeplere dayanabilir? Devletler kendi emelleri doğrultusunda başka bir devletin sınırlarını geçebilir, başka bir milletten insanları öldürebilir veya başka bir devlete ekonomik, siyasi ve askeri bakımdan çeşitli zararlar verebilir.

“Hiçbir savaşın kazananı yoktur; kimi insanını kaybeder, kimi insanlığını” sözü esasen hiçbir savaşın haklı sebeplere dayanmadığını açıklamak için ideal bir sözdür. Savaş ne sebeple olursa olsun bir insanın ölümünden daha değerli olamaz. Savaş, eğer insanın doğası gerçek anlamda “iyi” olsaydı, tarih kitaplarında yer almazdı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir