Bilmediğimiz Yönleri İle Kemal Sunal

Kemal Sunal, doğum tarihi 10 Kasım 1944 olmasına rağmen, yeni yaşını bir gün geç kutlar ve bu durumu da “Aslen 10 Kasım doğumluyum. Ama Mustafa Kemal Atatürk’ün vefat ettiği günde doğum günü kutlayamam, sevinemem. 11 Kasım doğum günümdür” sözleriyle açıklamıştır. İstanbul’da dünyaya gelen Ünlü Oyuncunun Babası Mustafa Bey İşçi, annesi Saime Hanım ev hanımıdır. Cemal ve Cengiz adında iki erkek kardeşi vardır. Öğrenimine Mimar Sinan İlkokulu’da başlamış. Ortaöğretimini Küçük Pazar’da bitirmiş arından Vefa Lisesi’ne başlamıştır. Önceki çekincen bir tavrı olup içe kapanık olan Sunal, lisede çok neşeli bir kişilik olarak tanınmıştır. Hatta arkadaşlarının yaramazlıklarına çok kez katılır ama sınıf başkanı olduğu için biraz ağırdan alırdı. Liseyi tam 11 yılda bitirmiş bu da şu sözleri ile açıklamıştır;
“Biz bir gruptuk. Hep beraber kalıp, hep beraber geçerdik. Ben de onlara ayak uydurdum. Düzeni bozmadım.” Diyerek işi şakaya bağlamıştır. Aslında bu durumunun yıllar sonra “Hababam Sınıfı” olarak bizim karşımıza çıkması Oyuncunun hayatıyla bağdaşan güzel bir tevafuk diyebiliriz.
Tiyatroya yine lise yıllarında merak sarmıştır. Okulun düzenlediği oyunlara  katılmış oyunculuğu felsefe öğretmeni Belkıs Bakır’ın dikkatını çekmiştir. Öğretmeni , daha iyi yerlerde eğitim alacağını söylemiş ama babası Sunal’ın bu teklifini kabul etmemiştir. Sonunda öğretmenin babasıyla konuşmasıyla Kenter Tiyatrosu’na gitmiş ve Müşfik Kenter ile anlaşmıştır.
Sonrasında ilk tiyatrosu Deli İbrahim’de celladın yardımcısı rolünü canlandırmıştır. Fazla profesyonel olmamasına rağmen seyirci ona gülüyor olması, kendisini fazlasıyla şaşırtıyordu.
Kenter Tiyatrosu’nda fazla kalmadı. Sonrasında kısa bir süre Pendik Tiyatrosu’nda kaldı. Burada en yakın arkadaşı Bülent Kayabaş ile tanıştı. Daha sonra Deve Kuşu Tiyatroları’nda yer almaya başladı.
Tabi bunların yanında Marmara Üniversitesi Gazetecilik Bölümü’ne başlayan Oyuncu, 12 Eylül olayları nedeniyle okulunu yarım bırakmak zorunda kalmıştır.

Tiyatroda oynadığı oyunlar Münir Özkul’un dikkatini çekmiş ve Ertem Eğilmez’e göstererek, değerlendirmesini söylemişti.
Özkul’un önerisini dikkate alan Eğilmez 1973 yılında, Kemal Sunal’ı Tatlı Dillim adlı sinema filminde oyuncu kadrosuna almıştır. Ve böylece Kemal Sunal ilk Sinem’e filmini de canlandırmıştır.
Bunu; Hababam Sınıfı, İnek Şaban, Süt Kardeşler, Çöpçüler Kralı gibi filmler takip etmiş ve bu filmlerle 7’den 70’e herkesin gönlünde yer almış. Pek az kişinin ulaşabildiği sevgi seline ulaşmış ve unutulmaz bir oyuncu olmuştur.

Filimlerinde genellikle saf, şanslı ama iyi yürekli, karekterleri canlandır, göç ile başlayan kentleşme sorunlarını ve yaşanan sosyal çarpıkları hicveder karekterleri bütün sorunları aşar ve halkın umudu olmayı sürdürürdü.

Kemal Sunal ve Eşi Gül Sunal düğününden bir an

1974’de evlenen Kemal Sunal’ın, Ali ve Ezo adında iki çocuğu olur.

Kemal Sunal, Kızı Ezo, Oğlu Ali

Çocuklarına her zaman dürüst olmayı öğütler, onların iyi eğitim alması için çabalardı. Her zaman mütevazı olan Oyuncu, hayatını da bu yönde sade ama içine birçok şey sığdırarak geçirmiştir.

Özel hayatındaki bu huzur oyunculuk hayatına da hep güzel yansımış, 1977 yılında Antalya Film Festivali’nde en iyi erkek oyuncu ödülünü almıştır.

 

Bunun yanında pek çok ödüle layık görünen Ünlü Oyuncu, 1981 yılında 37 yaşında askere gider.
Orada kendisi sebep vermese bile, tanıyanları ona bakıp sürekli güldükleri için, düzeni bozduğu gerekçesiyle eğitime alınmaz ve bitene kadar beklerdi. Ankara’da askerliğini tamamladıktan sonra 1995 yılında yarım bıraktığı okulunu tamamladı. Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü’nden mezun oldu. Sonra yüksek lisans da yaptı ve tezi kitap olarak yayınlandı.

Gerçek hayatında çok ciddi, sakin hatta utangaç olan Oyuncu, sonranlara ise; “Bu benim huyum, o ise işim” diyerek karşılık vermiştir.
Hatta; “Komedi en ciddi iştir” diyerek başka bir boyut açmıştır. Ama Onu perdede böyle gören ve tanıyanlar, konuşmasa dahi gülmeye başlarlardı.

Nadiren röportaj verirdi. Ülkenin en ünlü yüzlüydü ama sadece işi ile gündeme gelmek isterdi.

Mesaj vermek istediği geniş halk kitlelerinin diliyle mizahını yapardı.

Filimlerinde yaşadığı dönemin tüm sosyal sorunlarını bıkmadan-çekinmeden dile getirirdi.

82 filmde rol aldı onlarca ödüle layık görüldü ve binlerce insanın yüreğinde farklı bir yere sahip oldu.

Fakat 3 Temmuz 2000 tarihinde Balalayka adlı filminin çekimi için bindiği Trabzon uçağında kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti.

Rahmetle Anıyoruz. 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir