Kültür ve İhtiyaç

Kültür ve ihtiyaç kavramlarının açıklayamayacağı bir olgu ya da kavram oldukça azdır. Nedensellik ilkesi ya da rasyonel düşüncede de dahi bu durum böyle. Neden, niçin, niye gibi soruları kültür ve ihtiyaç kavramları yeterince açıklıyor ve dahi karanlıkta kalan bir nokta olmayacak kadar iyi ifade edebiliyor.

Türkiye’nin siyasal istikrarsızlığı veya ekonomik durumunun süregelen kötü profili neden kaynaklanıyor? Kültürden. Nasıl? Evvela Tükiye’nin geçmişinde de bu durum böyleydi. Ya da neden sigara içiyorsun? İhtiyaç. İçemediğim zaman kendimi kötü hissediyorum. Gibi.

Tabi burada kültürün ve ihtiyaçların hudutlarını geniş çizmekte fayda vardır. Zira kültür denilince kişinin deneyimleri, şahit oldukları ya da belirli tabu veya kalıplaşmış düşünceleri kültür kavramına dahildir. Öte yandan ihtiyaç kavramının da sınırlarını geniş çaplı değerlendirmekte fayda vardır. Örneğin iletişim hakkı ve sosyalleşmek de bir ihtiyaçtır. İhtiyaç bireysel olarak değiştiği gibi kollektif olarak da şekillenebilir.

Bir noktada ihtiyaç kavramı ile kültür kavramı birbiri üzerine geçer (overlap). Bu iki kavramın sınırlarının oldukça geniş olmasından kaynaklanan bir durumdur. Mesela müzik, dinleme açısından ihtiyaç; dinlenilen şarkının türü açısından bir kültür niteliği taşır.

Kültürün taşıyıcı unsurlarına baktığımızda kişilerin inisiyatiflerinin de ne derece önemli olduğunu görebiliriz. Bir insan kültürünün gereği olarak yapmak zorunda kaldığı şeyleri aynı zamanda ihtiyacı olduğu için de yapabilir. Bu daha çok yaşanılan kültürün kişinin hayatını etkilemesiyle açıklanabilir.

İhtiyaç kavramına Freud’un analizlerinde olduğu gibi bakmaya kalktığımızda çok daha geniş bir açıdan düşünmek gerekir çünkü Freud’a göre insanın her davranışını ihtiyaç çerçevesinde bir temele oturtabiliriz.

İhtiyaçtan daha derin bir kavram olan kültür ve kültürü de doğuran ihtiyaçlar olduğuna göre öyle zannediyorum ki bu iki kavramın açıklayamadığı bir durum, olay, gelişme veya olgu yok.