Bartoleme de las Casas Kimdir?

Bartoleme de las Casas, 1484’te İspanya’nın Seville şehrinde doğmuş bir papaz, Dominiken rahibi ve aynı zamanda yerel Amerikan halklarının savunucusu olmuş bir tarihçi ve yazardır.

Casas, gençlik zamanlarında bir dönem hukukla uğraşmışsa da çevresindeki birçok cesur ve atılgan genç ile beraber yeni kıtaların keşfi ve oradaki zenginliklerden ganimet alma düşüncesi ile bir gemiye atlayarak Güney Amerika’ya gitmiştir.

Casas, 1513 yılında Küba’nın İspanyollar tarafından fethinde bir rahip olarak görev aldı. Hizmetlerinden dolayı İspanyol kumandanlar ona encomienda adı verilen bir ayrıcalık (yerel halkı dilediği gibi kullanabilme, bölgede sınırsız otorite gibi) verdiler.

Casas, bir süre sonra kendisine verilen encomienda dayı reddetti ve başta kendi devleti olmak üzere diğer tüm devletlerin Amerika kıtasındaki sömürge faaliyetleri ve soykırımlarının hiçbir halkı sebebi olmadığını dile getiren onlarca kitap yazdı. İşte Casas’ın gözünden Encomienda;

Yerleşimcilerin her biri şehirde kendisine tahsis edilen konuta yerleşti. Mukimleri kendisi için çalıştırmaya başladı, zaten az olan gıda maddelerini ellerinden aldı ve yerli halka ait, onların işlediği ve eskiden beri kendi ürünlerini yetiştirdikleri toprağı sahiplendi. Yerleşimciler, tüm yerli nüfusu -ileri gelenleri, yaşlı adamları, kadınları ve çocukları- kendi hane halkından sayarak öyle muamele ettiler ve böylelikle hiç rahat yüzü göstermeden gece gündüz çıkarları için çalıştırdılar.

İlk başlarda buradaki zenginliklerden (altın ve gümüş) yararlanmak istemişse de bölgedeki yerel halkların (Carrualar gibi) katline hatta tamamen yok edilmesine şahit olmuş, gördüğü korkunç manzaraların sonrasında bunları birkaç kitapta toplamıştır. Düşünceleri ve gözlemleri Amerika kıtasında yaşanan etnik temizlemelere, soykırımlara ve katliamlara ışık tutmaktadır.

İspanyolların Yeni Granada’yı (İspanyollar Kolombiya için bu ifadeyi kullanıyorlardı) feshinde kullandıkları yöntem ve barbarlığı şu sözleriyle ifade ediyor;

İspanyollar, mevcut altının tamamına el koymaya yönelik uzun vadeli planlarını gerçekleştirebilmek için şehirleri ve yaşayanlarını kendi aralarında paylaşmak (encomienda) şeklindeki olağan stratejilerini uyguladılar. (…) ve sonra, her zaman olduğu gibi, onlara sıradan birer köle gibi davrandılar. Seferi komuta eden adam, bölgenin kralını ele geçirip altı ya da yedi ay boyunca tutsak etti ve oldukça hukuksuz bir şekilde gitgide daha fazla altın ve zümrüt talep etti. Dehşete düşen kral Bogotá, kendisini işkencecilerin pençesinden kurtarmanın endişesiyle bir evi tamamen altınla doldurup teslim etmesi talebine rıza gösterdi ve onlar da pek çok kıymetli taşı parça parça taşımaya başladılar. Ama ev hala dolmamıştı ve bunun üzerine İspanyollar sözünü tutmadığı için onu öldüreceklerini duyurdular. Komutan bir kanun temsilcisi olarak davanın kendisine bırakılması gerektiğini savundu. İsteği yerine getirildiğindeyse, resmî suçlamaların tamamlanmasının ardından kralı anlaşmayı yerine getirmeme konusunda ısrar ettiği gerekçesiyle işkenceye mahkum ettiler. Ona strapaddo ile (Filistin askısı) işkence ettiler, karnına yanan iç yağı koydular, her iki ayağını ve başını demir kasnaklarla kazıklara sabitlediler ve sonra iki adam ellerini tutarken ayak tabanlarını yaktılar. Komutan ara sıra gelip bakıyor ve daha fazla altın vermedikçe ona ağır ağır işkence etmeye devam edeceklerini tekrarlıyordu ve öyle de yaptılar. Sonunda Kral, ona çektirdikleri ıstıraba dayanamayıp boyun eğdi.

Casas, bu yeni keşfedilen kıtadaki kaybolan medeniyetleri, yapılan soykırımları ve insanlık suçlarını 1542’de ülkesi İspanya’ya döndüğünde prens II. Philip’e bir rapor şeklinde sunmuş; hayatının sonuna kadar da gördüklerini yazmaya devam etmiştir.

Yazarın kitapları belli başlı olarak şunlardır;

– Kızılderili Katliamı
– Yerlilerin Gözyaşları
– Yerlilerin İmhası Üzerine Kısa Bir İnceleme

Kaynakça;

Acemoğlu Daron, Robinson James, Ulusların Düşüşü, Doğan Kitabevi

http://www.u-s-history.com/pages/h1120.html