Buray, Şarkıcı

Buray, şarkıcı olan Buray. Zaten kaç tane Buray diye tanıdığınız oldu? Benim yoktu örneğin. Neyse biraz Buray hakkında konuşmak istiyor ama pek fazla da eleştirmek istemiyorum. Eleştiri, yapılan insanı yüceltir gibisinden lafları da açıkçası sevmiyorum. Üstelik sevdiğim insanların kusurları da olsa onları görmezden gelmeyi de alışkanlık haline getirdim. Birazdan methiyeler yazacağım, Buray için de öyle. Enteresan, tabi. Bana da öyle gelmişti ama kader, insan dünyayı değiştiriyor ama kendisini değiştiremiyor ne yazık ki.

Lafı fazla uzatmadan bu kıymetli sanatçımıza eğilmek istiyorum. Aktif müzik kariyerine başlayalı çok olmamış 32 yaşında Kıbrıs doğumlu bir sanatçıdır. İki albüm çıkarmış ve onlarca şarkı. Bana göre çok başarılı. Özellikle şarkılarında bulduğum en önemli özellik sizi melankoliye, karamsarlığa itmemesi, neşeden de böyle amam aman dedirtecek kadar da sevince boğmamasıdır. Bana özellikle en sevdiğim mevsim olan yazı hatırlatır Buray. Kışı anlatmaz ama bir Temmuz akşamını tüm güzelliği ve içtenliği ile anlatabilir.

Popülerlikten dolayı parlamış olan insanların elitimsi geçinen insanlar tarafından bir yerlere sokulmasını bir türlü anlayamadım. Klasik müzik ya da Caz, Blues, Rock dinleyebilirsiniz ama salça olmaya gerek yok. Temsil denilen bir olguyu unutmamak gerekir. Buray benim yaza olan özlemimi, hayata olan pozitif bakışımı temsil eden bir sanatçı. Mesela diğer sanatçılar, diğer edebiyatçı veya siyasetçiler de benim başka yönlerimi temsil eden birer kişilik olabilirler.

Buray’a tekrar dönmek istiyorum. Özellikle hareketli parçalarıyla insanı kıpır kıpır eden, yüzünde tatlı bir tebessüme neden olan şarkılar söylemesi ve bunu tüm içtenliğiyle dile getirmesi ise benim için ayrı bir sevme ve dinleme nedenim. Beyaz’a konuk olduğunda Kıbrıs Türkçesiyle konuştuğuna bu kadar şaşıracağımı zannetmezdim. Şarkı söylerken hiç belli olmuyor ama normal zamanda, konuşma esnasında yörenin özelliklerini çok rahat yansıtan bir şivesi var.

Kenan Doğulu ve Yalın’a benzetenler hatta Rafet El Roman’a ve Halil Sezai’ye benzetenlere de şahit oldum. Kenan Doğulu ve Yalın arasında kendine yer bulmuştur diyebilirim ama Halil Sezai ve Rafet El Roman benzetmesi hiç yerinde olmamış bana sorarsanız. Tek eksik bulduğum yanı kendini özgünleştirip başka bir konuma çekmesi gibi: Örneğin Sıla gibi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir