Çaya Methiye

Varsa da yoksa da o olmasa da; yine çay yine de taze bir çay. Üzülene, dertten büzülene, gülene ağlayana, sarılana sarılmayana ve dahi her zaman yalnız kalacak olanlara taze; taptaze bir çay.

Çay ki, en acıklı duyguların dert taşı, en güzel hislerin ortağı. Ve o çay ki, bizim uluhiyet yükleyip, daha sonra göklerden hiç indirmediğimiz ve çay var oldukça inmeyecek kutsi bir içecek olmuştur.

Çay; kaşığıyla, şekeriyle ve bardağıyla ve olmazsa olmaz dostlarıyla müthiş bir harmoni içinde sessizliği doldurur, hüznü azaltır, sevinci çoğaltır. Çay varsa, henüz söylenecek bir şeyler kalmıştır ve çay ocakta demlendiği müddetçe henüz birilerinin sözü bitmemiştir.

Çay eskimez, modası geçmez; çay muhabbeti artırır, dostların bağlarını güçlendirir. Çay aynı zamanda içilecek her makul içecektir. Herkes kola, limonata veya ayran içmez ama herkes çay içebilir.

Öte yandan çay, samimiyet gerektirir. Sizle arasında tuhaf bir bağ vardır. Bazen ona demli alışırsınız bazen açık bazen de ince belde alışırsınız. Bu sizin çay kültürünüz olur.

Demlemesi ayrı bir ustalık alanıdır. Kaç kaşık atacak, kaç dakika pişmesini bekleyecek, ne kadar süre bekleteceksiniz? Hepsi sizin ustalığınızın bir ürünü olur. Çayın mevsimi de yoktur üstelik. Kışın şahanedir, yazları ise idealdir; yine de içilir.

Yemek sonrası çay, eşliğinde birkaç mühimmat ile karşı konulmaz bir haz verir. Buharı dinlendirir, hayallerle daldırır. O buharın içinde düşlenenler ile özlenenlerin miktarını ve şiddetini ölçen bir cihazın olmayışı hala büyüklüğünün korunmasına yardımcı olmuştur. Öyle ki, o buharın dalgalar halinde boşlukta salınıp kaybolması, bir kaç saniyede gerçekleşir ama hayaller o buharın arşa yükselmesine kadar devam eder.

Çay, millidir. Milli bir içeceğimiz olmasa da bizle özdeşleşmiştir. Birisi şöyle demişti: “Çay ülkücünün mazotudur” İster ülkücü olsun ister farklı kimlik ve görüşten, ülkemizde çoğu insanın mazotu çaydır. Ve çay, ebedi kalacak tek içecektir ve su, su da öyle.