Davutoğlu ve Türk Dış Politikasında Yeni Kavramlar

Türkiye’de 1990’ların siyasi istikrarsızlığını ve 2001 Krizi’ni geride bırakarak Kasım 2002’de tek başına iktidar olan Adalet ve Kalkınma Partisi yeni bir dönemi başlatmıştı. Bu yeni dönemde en dikkat çekici karar alıcıların başında Recep Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu geliyordu. Türk dış politikasında 2002-2009 yılları arasında Erdoğan’ın dış politika baş danışmanı olan ve 2009-2014 tarihleri arasında Dışişleri Bakanlığı görevlerini üstelenen Ahmet Davutoğlu’nun rolü oldukça büyüktür. Özellikle AK Parti iktidarından önce, 2001 yılında yazmış olduğu Stratejik Derinlik adlı kitabı, AKP iktidarının dış politika eğilimlerini yansıtmaktadır. Bu eserle birlikte Davutoğlu, Türk Dış Siyasetine yeni bir yön kazandırmıştır. İşte Davutoğlu ve Türk Dış Politikasında yeni kavramlar;

Yumuşak Güç

Türkiye içinde bulunduğu bölgede etkinliğini yalnızca askeri/siyasi planda değil, aynı zamanda ekonomik/kültürel planda sürdürmelidir. Türk dış politikası reaktif (olaylara yalnızca tepki veren) bir yapıdan proaktif (olayları başlatan/sonuçlanmasına katkı sağlayan) bir yapıya geçmelidir.

Komşularla Sıfır Sorun Politikası

Türkiye’nin bölgesel bir güç odağı olabilmesi için komşularıyla ilişkilerini düzeltmesi gerekmektedir. Bugüne kadar uygulanan dış politika güvenlik odaklı olduğundan komşuları tehdit olarak algılamıştır. Bu tehdit algısına son verilmeli, komşularla olan sorunlar çözülerek bölgesel düzen korunmalıdır.

Çok Boyutlu Dış Politika 

Türkiye yalnızca Batı odaklı bir dış politika izleyerek Batı dışı aktörleri bugüne kadar ihmal etmiştir. Farklı aktörlerle eş zamanlı ilişkiler kurulmalı, Türkiye’nin tek bir bölgeye yönelmesinin getirdiği sınırlamalar böylece ortadan kaldırılmalıdır.

Ritmik Diplomasi

Klasik diplomasi anlayışından farklı olarak uzun vadeli stratejilerin yanında hızla değişen koşullara ayak uydurabilecek kadar dinamik ve esnek bir diplomasi anlayışına geçilmelidir. Bir taraftan dış politikaya hareket getirilirken diğer taraftan kurumlar ve aktörler arası uyuma dikkat edilmelidir.

Davutoğlu aynı zamanda Türkiye’nin Osmanlı İmparatorluğu döneminde İmparatorluğun sınırları dahilinde bulunan çevre bölgeler (havza) ile ilişkilerini siyasi ve ekonomik düzlemin yanı sıra kültürel bir düzlemde de arttırarak devam ettirmesi gerektiğini savunmuştur.

 

 

 

 

 

 

Mustafa Serdar Palabıyık, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi