Divan Şiirinin Yankısı Fuzuli

 

Divan Şiirinin Yankısı Fuzuli

Divan şiirinin bilinen üç büyükleri Baki, Fuzuli ve Nedimdir. Fuzuli Divan Edebiyatının tesiri en derin olan ozanıdır. Kendisi hakkında çok bilgiye ulaşılamasa da asıl adı Mehmet, babasının Molla Süleyman olduğu biliniyor. Nerde ve ne zaman doğduğu hakkında da kesin bilgi yok. Fuzuli köken olarak Irak’a yerleşmiş Oğuz Türklerinin Bayat boyundan gelmiştir. Yaşamının bir kısmı Kerbelada geçmiştir ki, şiirlerinde de çokça yer vermiştir. Farsça divanının önsözü içindeki bir şiirde de şunları söylemiştir;

Fuzuli, benim toprağım Kerbela toprağıdır, şiirlerim nereye giderlerse onlara saygı göstermek gerekir; altın değil, gümüş değil, inci değil, la’l değil, bu kölenin şiiri topraktır, fakat Kerbela toprağıdır.’

Fuzuli iyi bir öğrenim görmenin yanında bilime çok önem vermişir. Türkçe divanının ön sözünde;

Bilimsiz şiir temelsiz duvar’ gibi olduğunu dile getirmiştir. Akli ve nakli bilimleri öğrendiğini ve üç dilde nesir yazdığını bildirir.

.

Onun şiirlerinde felsefi, sanatsal, karmaşık ifadeler olsa da Anadolu halkı tarafından önemsenmiş ve çokca sevilmiştir. Fuzuli birçok şiirini yazarken aldığı mahlasları başkalarında da görünce karışmaması adına ‘Fuzuli’ mahlasını alır. Bunun anlamı; işe yaramayan, fazladan olup, foduldur. Şair bu mahlası alarak kendisini kibirden, büyüklük taslamakdan, gururdan uzak olmaya çalıştığını belirtmiştir. Her ne kadar mahlası Fuzuli ise İslam dünyasının ve Divan edebiyatının yıldızı olmuştur.

Yâ Rab hemîşe lûtfunu kıl reh-nümâ bana
Gösterme ol tarîki ki yetmez sana bana

(Ya Rab! Lütfunu bana daima klavuz et,

sana götürmeyen yolu bana gösterme.)

Fuzulinin ne iş yaptığı, hayatını nasıl geçirdiği kesin olarak belli değildir. Bir bilgiye göre Necef’te gömülü bulunan Ali’nin türbesinde uzun bir süre ‘hadimlik’(hizmet görücülük) etmiş ve bu hizmete karşılık ‘ratibe’ adı verilen bir aylık almıştır. Bir şiirinde orda çalıştığını açıkça söylemiştir;

Senin sofranda Fuzuli’nin daima belli bir rızkı vardır; o gece ve gündüz sürekli olarak Necef türbesinde çalışsın.’

Divanlarını klasik şiir anlayışının gelenek ve kurallarına göre düzenlemiştir. Türkçesi çok güzeldir ve Türk ikliminde yankı bulmuştur. En fazla çoğaltılan şairlerin başında gelmiştir.

Elbette divan şiirinde aşk denilince şüphesiz akla gelen ilk isim Fuzuli ve mesnevisi Leyla ile Mecnundur. Aşık meclisinde anılmadan, muhabbete ortak edilmeden geçilmez. Cevdet Kudret diyor ki;

Fuzuliyi okumadan, Leyla ile Mecnunu bilmeden, aşk şiirlerine meraklıyım, onları severim diyorsanız, beni inandıramazsınız. Edebiyatı bir bütün halinde algılamayan birinin her zaman zevk eksikliğinden şüphelenirim.’

Mende Mecnûn’dan füzûn âşıklık isti’dâdı var
Âşık-i sâdık menem Mecnûn’un ancak adı var

(Bende Mecnun’dan çok aşıklık yeteneği var

Gerçek aşık benim Mecnunun ancak adı var.)

Fuzuli, dönemindeki toplumsal sıkıntılara olaylara kayıtsız kalmamıştır. Zor bir hayat sürmüş, Kerbela’da Hz. Hüseyin türbesi yakınlarına defnedilmiştir. Bir Ehl-i beyt aşığı olan bu ozanın Peygamber ve ailesine olan düşkünlüğü herkes tarafından görülmüştür.

NAAT (Peygambere Övgü)

Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlara su
Kim bu denli dutuşan odlara kılmaz çare su

Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem
Ya muhît olmuş gözümden günbed-i devvâre su

(Ey göz! Gönlümdeki ateşlere gözyaşından su saçma, böyle tutuşan ateşlere su fayda etmez

Dönen kubbenin(yani gökyüzünün) rengi mi su rengindedir, Ya da gözümden akan su mu dönen kubbeyi kaplamıştır?)

Huri Ünver

Eskiye aşık altmışlara, yetmişlere, seksenlere.. Sadakatine, sevgisine.. kıyafetlerine yahut sahaftaki tozlanmış kitaplarına...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir