Ağlama Payı

Ağlamak yalnız kadınlara mı özgüdür? İnsan sadece canı yanınca mı ağlar? Ya da insan yalnız birkaç ünlü şairin ayrılık dizelerine mi ağlar. Ağlamak güçsüzlük müdür? Ağlamak nedir?

Hayır. Ne sadece kadınlar ağlar ne de yalnızca canımız yanınca ağlarız. Ağlamak her insan için olağan bir davranıştır. Ağlamak sadece ve sadece duyguların dışa vurumudur. Bazılarımız bu duyguyu sıklıkla dışa vururuz bazılarımız ara sıra bazılarımızsa hiç vurmaz.

Her şeyde bir ağlama payı bırakmak gerekir. Ağlamak yalnızca hüzünlü olduğumuzda başvurduğumuz bir iç dökme yöntemi değildir. Sevinçliyken de mutluluktan havalara uçacağımız zaman da ağlarız. Hiç beklemediğimiz ama çok sevdiğimiz birisinin aniden karşımıza çıkmasına ağlayabiliriz örneğin.

Ağlamak insanı daha çok insan yapar. Duygulardan bağımsız yaşayamayacağımızı düşünürsek ağlamak aslında şaşırılacak bir olay değildir. Nasıl ki sevdiğimiz bir arkadaşımızın hallerine gülüyoruz ağlamak da onun kadar doğal, onun kadar sıradan bir olaydır.

Herkesin içinde biriktirdiği, bastırdığı duyguları vardır. Kimi düşlediği hayata kavuşamamıştır, kimi evlenmek istediğiyle evlenememiştir, kimi hayatta gerçek dostluklar kuramamıştır. Bir gün bu duygular açığa çıkacak ve siz eğer kendinizde bir ağlama payı bırakmamışsanız tüm bu bastırdığınız ya da içinizde biriktirdiğiniz duygular sizi zehirleyecektir. Bir insanı en iyi kendisi bilebilir. Ben onun ciğerini biliyorum diyenlere aldırış etmeyin. Bilemezler çünkü. İnsanın en iyi tanıdığı varlık kendisidir. Bu yüzden ne kadar kapasiteniz varsa, belleğiniz ne kadarsa onun içinde mutlaka bir ağlama payına yer ayırın.

Çok şey bilin. Matematikten, felsefeye, edebiyattan sosyolojiye kadar her şeyi bilin. Dünyanın bir ucundan diğer bir ucuna kadar gezmiş, birçok insan görmüş olun. Kısacası ne olursanız olun kendinize bir ağlama payı edinin. Ağlamanın yerini başka şeylerle dolduramazsınız çünkü.