Dünya Nereye Gidiyor?

Kan, gözyaşı, haksızlık, adaletsizlik, gelir farklarındaki uçurum, her geçen gün eriyen buzullar, bitmeyen savaşlar ve daha onlarca şey. Dünya nereye gidiyor? Dünya daha nereye gidecek? İnsanlığın kurtuluşu nasıl olacak?

İnsanlığın kurtuluşu, sadece dünyadaki kaynakları adil kullanmakla sağlanmayacak. İlerleyen yıllarda, tüm kaynaklar tükenecek, aslına bakarsanız dünyada üç tür kaynak bulunur: Hammadde, enerji ve bilgi. Hammadde ve enerji tükenebilir, elinizdekiler kullanıldıkça azalacaktır. Bilgiyse aksine büyüyen bir kaynaktır. Dünya, elindekileri her geçen gün tüketecek ve hakkında çok az bilgi sahibi olduğu farklı şeylere yönelecek. Mesela uzay. Uzay, insanların hakkında çok az şey bildiği, sadece birkaç galaksi keşfedebildiği bir alan. Dünya, bir gün yok olacak. Tek kurtuluş yolu ise bilgi. İnsanın içinde bulunduğu çaresizlikten kendisini kurtaracak tek şey bilgi. Fakat bildiklerimiz hakkında değil, bilmediklerimiz hakkında; yaşadıklarımız ile ilgili değil, yaşamadıklarımız hakkında bilgi. Uzay, başka galaksiler gerekli, yaşamak ve en önemlisi nefes alabilmek için. Asırlardır oksijenini tükettiğimiz yaşlı dünyamız şimdiden tökezlemeye başladı. Onu kendi kaderine, yok olmasına terk ederek yüzüstü bırakmamamız gerekecek. Ona milyar kere teşekkür etmeli fakat ona sahip çıkamamanın üzüntüsüyle ardımıza bakmadan gitmemiz gerekecek. Onu bu hale getiren bizdik. Kendi hayat sahamızı inşa edecek olan da yine biziz. Bu, sadece istemekle olacak bir iş mi? Elbette ki değil. Bu suç, hepimizin.

Sait Faik Abasıyanık’ın Son Kuşlar adlı kitabının son bölümünde geçen bir bölümü sizle paylaşmak istiyorum. Pek manidar:

Kuşları boğdular, çimenleri söktüler, yollar çamur içinde kaldı. Dünya değişiyor dostlarım. Günün birinde gökyüzünde, güz mevsiminde artık esmer lekeler göremeyeceksiniz. Günün birinde yol kenarlarında, toprak anamızın koyu yeşil saçlarını da göremeyeceksiniz. Bizim için değil ama çocuklar, sizin için kötü olacak. Biz kuşları ve yeşillikleri çok gördük. Sizin için kötü olacak. Benden hikayesi.

Dünya, içinde yaşanamaz hele geliyor ama bir de farklı boyutu var. Henüz içinden çıkmadığımız bir durum: Küreselleşme. Her boyutta, her noktaya nüfuz eden bir küreselleşme var. Bu noktada ise Can Dündar’dan bir alıntıyı sizlerle paylaşmak istiyorum:

”Dünyanın küçük bir köye dönme efsanesi bana hep Bebek’te sahil kenarında poğaçalarına ve kurabiyelerine hayran olduğum pastanenin kapanıp yerine bir Amerikan hamburgercisinin açılmasını hatırlatıyor. Yakın bir gelecekte dünyanın her köşesinde aynı marka kot giymiş insanların aynı hamburgerleri yiyip, yanında aynı kolayı içeceklerini ve bizim aynı şirketin bilmemizi istediği haberleri izleyip, görmemizi istemediği haberlerden bihaber olarak yaşayıp gideceğimizi düşünmek bana ürperti veriyor.”

Dünya, kendi ekseni etrafında dönerken aynı zamanda müthiş bir hızla da dönüyor: Düzen ve işleyiş her geçen gün değişiyor; çivi her geçen gün biraz daha gevşiyor yerinden.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: