Ege Hava Sahası (FIR Hattı-Uçuş Bilgi Bölgesi) Sorunu

Ege Hava Sahası Sorunu ya da FIR Hattı-Uçuş Bilgi Bölgesi sorunu. Türkiye ile Yunanistan arasında krize neden olan Ege Hava Sahası’nın paylaşılamaması sorunudur. Kriz, NATO’nun devreye girmesiyle, tarafların uzlaşması sonucu çözüme kavuşturulmuştur.

Türkiye, Yunanistan’ın 1931 yılına kadar 3 mil olan hava kontrol sahasını 10 mile çıkarmasına iki ülke arasındaki iyi ilişkilere istinaden herhangi bir tepki göstermemiştir. Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (International Civil Aviation Organization)’nun 1952 yılında gerçekleştirdiği bölge toplantısında, Türkiye Ege kara sularının sınırını FIR Hattı olarak kabul etmesi, Ege Denizi üzerindeki hava sahasının kontrolünü büyük oranda Yunanistan’a bırakması Ege Hava Sahası Sorunu‘nun ilk safhası olmuştur.

1974 yılına kadar herhangi bir soruna neden olmayan FIR Hattı, Kıbrıs Barış Harekatı esnasında Türkiye’nin güvenliğini tehdir eden bir sorun haline gelmiştir. Türkiye, Kıbrıs Barış Harekatı’nda karşılaştığı bu sorunun ardından 6 Ağustos’ta yayınladığı NOTAM (Havacılara İhtar Bildirimi) ile yeni bir FIR Hattı oluşturmuştur. Türkiye’nin kurduğu bu hatta göre;

  • Türkiye yönünde uçuş yapan her uçak Türk kıyılarına 50 mil kala durumunu ve uçuş güzergah ve planını Türk yetkililerine bildireceklerdi. 

Yunanistan ise, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’ndan sonra, Türkiye’nin yayınladığı NOTAM’dan 10 gün sonra 16 Ağustos’ta Ege Denizi’nin tamamını ”tehlikeli bölge” ilan etti. Bölgede FIR hizmetlerini durdurdu ve Ege semalarını uluslararası hava tarfiğine dolayısıyla da Türk hava sahasına kapattı.

Türkiye’nin Ege Denizi’ndeki hakimiyet haklarını zedeleyen Yunanaistan’ın resti, özellikle sivil havacılık bakımından çeşitli zorluklarla yüz yüze gelinmesine ve iki ülke arasında yeni bir sorunun patlak vermesine neden olmuştur. 1977 yılında Türkiye’nin Ege hava sahasını Yunanistan ile ortaklaşa kontrolü konusundaki girişimleri Yunanistan tarafından reddedilmiştir. NATO’nun Türkiye ve Yunanistan arasında yaptığı temaslar neticesinde her iki tarafın da daha önceden almış oldukları Ege hava sahası ile ilgili kararları yürürlükten kaldırması ile sorun ortadan kalktı ve Ege Denizi tekrar sivil havacılığa açıldı.