Erken Yaşlanmaya Başlamak

Bazen yaşınız çok küçük olsa da hayatın yüzünüzde oluşturduğu derin izler olur, erken yaşlanırsınız. Hayat sizi bazen erken yorar. Saçlarınızda temsili beyazlar çıkmaya başlar, düzen ya da düzensizlik, saçmalık ya da rasyonellikler ve tüm hayata dair değerler, değersizlikler; aşağılıklar ya da yüceltmelerin gereksiz olduğunu, içinden çıkamayacağımız dünyanın bomboş bir gezegen olduğunun bir süre sonra değil, erkenden farketmiş olursunuz.

Sebepsiz bir oflama, nedeni belli olmayan, ama hep içinizde olan hüzünler ortaya çıkar bir müddet sonra. Denizi olmayan bir şehirde, metropollerde, ara sokaklarda yaşanmışlıkların, kırsalda, çocuklukta yaşanmamışlıkların hepsine, tüm dünyaya bir küskünlük hali oluşur. Öyle aniden değil, hep var olan bir biçimde.

Yolda akmayan bir trafikte, meyhane köşelerinde, bir cami avlusunda, artık her ne kimliğe büründüyseniz oralarda hissedersiniz kendinizi; yaklaşacak birilerini, ağlayacak omuzları, el açacak bazı şeyleri bulmaya çalışırsınız. Ama hayat, size bir müddet sonra boş bir gezegen olarak gelecek, bunu her ne kadar kabullenmek istemeseniz de alışacak; ne kadar içinden çıkmak isteseniz de ancak teneşirle gideceksiniz.

Ve bazen bu durumları anlayacak, anlam vermeye çalışacaksınız. Başarılı olduğunuz anlar olacak ama hep bu başarının geçici olduğuna hükmedeceksiniz. Keşke diyeceksiniz, keşke ucundan tutabilsem şu dünyanın. Tutunsam bir köşesine, sıkışsam bir içine tıpkı otobüse biner gibi, nasılsa kapı kapanırsa iyi kötü içerde kalırsınız. Ama siz binmek istemeyecek, tutmak istemeyeceksiniz. Böyle sıkışık, ucundan bir dünyayı kötü yaşamaktansa, tutunmayıp, sıkışmayıp rahat bir dünyayı kurmaya çalışırsınız.

Tavsiyedir, en güzel yöntemdir kendi dünyanızı kurmak. Zordur, müşkül duruma düşersiniz ama başarmak sizi bir ömür iyi hissettirecektir. Ama en başta, hayatınızda hep yanınızda görmek isteyeceklerinizi götürün yanınızda. Yüzünü görmekten hiç sıkılmayacağınız insanlar elde etmeye çalışın.