Köken, Geçmiş ve Temellendirme Üzerine

İnsan tıpkı ağaçlar gibi kökleri olan bir canlıdır fakat kökleri toprağa değil tarihe, geçmişine bağlıdır. Toprak nasıl ağaca hayat veriyorsa tarih ve geçmiş de insana hayat veren iki şeydir. Tarihe ve geçmişe körü körüne bağlı olmak, tarihteki olaylarla, kişilerle yatıp kalkmak ne kadar tehlikeli ise tarihini yok saymak ve her ne sebeple olursa olsun tarihinden, kökünden, geçmişinden utanmak da bir o kadar tehlikelidir.

 

Millet olarak düşündüğümüzde tarihimizden, ailevi olarak düşündüğümüzde kökenlerimizden utanç duymak kişinin geleceğinin karamsar olması için yeterli sebeplerdir. Geçmişte yapılan ve olanlara karşı duyulan mahcubiyet duygusunun,içinde yaşadığımız şu anda tekrarlanması neticesinde vuku bulan kişisel ya da genel amaçların sürekli önüne geçmesi durumu insanı bir adım ileriye dahi götürmez.

 

Mensubu olduğunuz milletin tarihte yapmış olduğu ahlaken yanlış hareketler olabilir. Tamamen asılsız veya uydurulmuş olayların bilinçli olarak yaygınlaştırılması sonucu genel düşüncenin istenilen yöne çevrilmeye başlaması da millet-geçmiş ikileminin her zaman doğru öğeler barındırdığı anlamıma gelmez. Kökünden utananın temeli hiçbir zaman sağlam olmaz. İnkar ve kabullenmeyiş bir noktaya kadar gidebilir daha sonra insan yüzleşmek zorunda kalır kökeniyle, ait olduğu milletinin değerleriyle…
Temelini inşa etmede insan önce kültürel birikimini, değerlerini, benliğini sorgular. Kültürel birikim de, değerler de benlik de kökte, kökendedir. Geçmiş insanın en büyük hazinesidir. Neler yaşadıysa, neler gördüyse, neler hissettiyse hepsi farkında olmadan geçmiş hazinesinde depolanır.

 

Karar verirken, ilişkiler kurarken, konuşurken hep geçmiş arka planda çalışmaya devam eder. Hissetmeyiz ama hep ensemizdedir. Geçmişten sökülüp kurtulmak, sıyrılıp üstümüzden atmak mümkün değildir. Savunmak başka, kabullenip devam etmek çok başka.

 

Tarihiniz eğer sizi, ideal bir insan olmaktan çıkarıp şer avukatlığına soyunduruyorsa burada büyük bir hata var demektir. Kabullenip doğru ve yanlışları ortaya koymak, nesnel kararlar vermek ise erdem gerektiren bir olaydır.

 

Köken ve tarih nihayetinde insan için önemli olguların başında gelir. Kökünden utananın temeli olmaz. Evet, köken ve tarih işte bu kadar elzemdir insan için. Mahcubiyet engeldir, yok etmek insanın ellerindedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: