Eski İnsanlar Nasıl Yaşardı?

Tarım devriminden önce yaşanılan hayat ile tarım devriminden sonraki veya Sanayi devriminden sonraki hayatlar arasında büyük farklar vardır. İnsanlığın geçirmiş olduğu en önemli iki devrimin öncesindeki hayatlar sonrasındaki hayatlar ile tamamen zıtlıklar içersindeydi; yaşam koşulları, hayat felsefeleri, besin kaynakları, barınakları ve dahi bir sürü farklar devrimlerin meydana getirdiği önceki ve sonraki insanlarda büyük bir oranda mevcuttu. Eski insanlar nasıl yaşardı? Eski insanlardan kastımız tarım devriminden önceki insanlar.

Tarım devrimiyle beraber, avcı toplayıcı yaşam şekline son veren insanlar artık sadece üzerinde gezdikleri toprağı ekmeye ve onu kullanmaya başladılar. Toprak onlara o zamana kadar görmedikleri bir şeyi gösterdi; sabretmeyi. Güzün ekim yapan insan, baharda ektiğinin karşılığını alıyordu. Daha önceki insanlar ise sadece günü kurtarma kaygısıyla hareket ediyorlardı. Yedikleri ve içtikleri şeyler tamamen doğadan olduğu için sağlıklıydılar. Şimdiki insanlardan oldukça yapılı ve diri olduklarında şüphe yoktu.

Öte yandan doğal seleksiyon ile güçsüz olan sistem dışı kalıyor yani ölüyordu. Bu sayede ekosistemde sadece güçlü olan insan (Saphiens) kalıyordu. Aynı zamanda sistem insanları kolektif hareket etmeye de zorluyordu. Beraber hareket etmek zorundaydılar çünkü vahşi doğaya karşı tek başına bir insanın mücadele etmesi imkansızdı. Kısaca tarım devriminden önce, doğanın insana hükmettiği bir düzen söz konusuydu.

Biriktirme, depolama ve yarını düşünme diye geleceğe dair adımlar da yoktu üstelik. Sadece günü kurtarma derdinde olan insanın yarını düşünmesi toprağı ekmesiyle başlayacaktı. Bu ise farklı sorunların doğmasına sebep olan en büyük etkendi.

Hapishane, kanun veya devletler de yoktu. İnsanlar mağaralarında, gündüz avlanan gece uyuyan sıradan bir memeli gibi yaşam sürüyordu. Hapishanelerin olmayışının temel sebebi, hapishaneleri denetleyici bir düzenin olmaması yatıyordu. Kanun ve devletler ise tarım devrimiyle ortaya çıkmış mülkiyet hakkı ile doğan yeni kavramlardır.

Kısaca tarım devriminden önce insanlığın yaşamı tekdüze, sıradan ve oldukça hayati meselelere dayanan bir yaşamdan ibaretti. Tarım devrimi, insanlığın en önemlisi dönüm noktasıdır. Hayat, daha öncesinde hiç görülmediği kadar farklılaşmış ve yaşam felsefesi yeniden yorumlanmıştı. İyi ya da kötü olup olmadığını, günümüzün koşullarına bakarak anlayabiliriz.