Televizyonlar Artık Bir Nesne Olmaktan Çıktı

Televizyon her şeyden önce bir nesnedir. Çağrıştırdığı anlamalar değişebilir ama eninde sonunda bir nesnedir. Fakat son yıllarda televizyonun kimliğinde büyük değişimler yaşandı bunlardan bir tanesi de televizyonun bir nesne olmaktan çıkıp bir kişiliğe bürünmesidir. Öyle ki televizyon, bir evin +1 kişiliği durumda. Yemez, içmez ama evde onun da bir değeri vardır.

Akşam haberleri sırasına ona söz verilir, ses çıkaran olursa işaret parmakla televizyon gösterilir ve ona söz verilmesi gerektiği bildirilir. Mesela milli maçlarda gol olunca gidilir televizyonun alnından öpülür. Televizyon eskisi kadar olmasa da biraz süslenir, yakışıklı hale getirilir. Tozu alınır vesaire. Örneğin televizyon bizim ülkemizde susmaz nedense hiç. Uyuyana kadar eşlik eder. Çünkü doğu medeniyeti insanı sesi sever. Hanede bir ses olsun, birileri hep konuşsun ister. Bu kutsal görevi bıkmadan, sıkılmadan üstlenecek yegane görevli ise televizyon olduğundan ona bir şey denmez, büyük önem verilir.

Televizyon nesneden çok bir kişilik olmaya başladı. Yokluğunda minik depresiflik haline giriyoruz. Mesela o kişinin kontrolü ise büyük bir entrika ve çekişme örneği. Kumandasını elinde bulunduran arkasına ikinci bir güç, artçı birlik almış gibi bir edaya bürünür. Çocuklarımızın da bakıcısı konumundadır hem. Onlarla ilgilenir, eğlendirir, hipnoz olmuşçasına baktırır ama televizyon zararlıdır çoğu zaman eğer iyi kanallar izletilmiyor ya da uzun süre ekranına bakmaya maruz bırakılıyorsa.

Televizyon kısacası hem çocuk bakıcısı, hem eğitmen hem de ara bozucu olabiliyor. Ama bir nesne değil gördüğünüz gibi bir ekstra kişilik. Ne kadar kanlı canlı olmasa da bir üst kişilik daha doğrusu. Sesi kısılmayan, el üstü bir hane arkadaşımız.