Fakir Edebiyatı ve Üçüncü Sınıf Edebiyat Dergileri

Günümüz Türkiye’sinin ve modern Türk edebiyatının en önemli figürlerinden biri fakir edebiyatıdır. Fakir edebiyatı, günümüzde gerek sosyal medyada gerekse yazılı medyada en çok karşımıza çıkan edebiyat kategorisi. Fakir edebiyatından kastımız, düşmüşlük ve fikren bitmişlik, tükenmişlik sendromudur. Aşk acısı, aşkın en mukaddes durumunu yaşama ve dünyanın en acı çeken bireyi olma gibi hislerle tetiklenen söz konusu bu fakir edebiyatının geniş kitlelere ulaşmasının en önemli müsebbibi ise üçüncü sınıf edebiyat dergileridir.

Sadece içinden çıkan portreleri duvarlarına asmak ya da sosyal medyada paylaşılmak için alınan söz konusu bu üçüncü sınıf edebiyat dergilerinin dikkate değer en herhangi bir değeri olmamasının yanı sıra içerik olarak zayıf ve yüzeysel argüman anlamında kıt ve kendi kuyruğunu kovalayan bir sistem içinde yer alması, fakir edebiyatını içinden çıkılmaz bir hale getirmiş ve bu durumu iyice karıştırmıştır.

Üçüncü sınıf edebiyat dergilerinin, Türk edebiyatına verdiği en önemli zarar, düşünceden çok duygunun ön plana çıkarıldığı, herhangi birisine ya da esere gereğinden fazla önem yüklendiği bir dergi alt yapısı oluşturmasıdır.

Üçüncü sınıf edebiyat dergilerine talebin fazla olması, birbiri ardına, bir öncekinin birebir aynısı dergilerin çıkmasına neden olmuş. Kitle ise inanılmaz boyutlara ulaşabiliyor.

Edebiyatın alanını çok kısıtlı bir mecraya daraltarak kavramın içini boşaltan üçüncü sınıf edebiyat dergilerinin en önemli argümanı ise fakir edebiyatı.

Maddi anlamda fakir değil, düşünsel anlamda fakir bir edebiyat sever toplum yaratmak, söz konusu bu dergilerin en büyük hatası. Sırf kitle böyle istiyor diye bir edebiyatı, radikal bir dönüşümle değiştirmek, eskiye dönüşün bir daha gerçekleşmemesi anlamına gelir ki bu bir kültürün de bozulmasıdır.

Fakir edebiyatı, daha çok siyasetle iç içe, girift bir yapıdadır. Eleştirel ve asi bir tavır, fakir edebiyatının öne çıkan en önemli figürüdür.