Güzel Günler Göreceğiz Güneşli Günler

Fenerbahçe.. Ligin başını çeken iki lokomotiften biri… Güzel şeyler yazmak için kolay ve uygun bir takım. Ancak gelgelelim ezeli rakibi Galatasaray’ın bir adım da olsa gerisinde kalmanın üzüntüsünü yaşıyor bu günlerde. Galatasaray’ın 4. Yıldızı almasıyla birlikte hiç vakit kaybetmeden kadroyu her anlamda güçlendirmeye giden yönetim 100 milyon lirayı geçen transfer atağı ile lig rekoruna imza attı. Yeni hoca yeni oyuncular yeni hedefler ve değişmeyen en büyük hedef tekrardan 90’lardaki gibi Galatasaray’ın önünde olmak. Ancak ummadığın taş baş yarar misali Beşiktaş’ın şampiyonlukları ile hüsrana uğrayan takım ve taraftarlar bu günlerde yeni bir yapılanma içerisinde. Yönetim beklenmeyen bir radikal kararla takımın başına takımı çok iyi tanıyan hoca Aykut Kocaman’ı getirdi. Aslında çok da şaşırmadık. Aziz Yıldırım’ın yıllardır yaptığı bir hamle bu. En büyük örneği ise Doum. Başarılı bir hoca ve oyuncuya karşı takıntı hastalığı Aziz Başkan için yıllardır yerleşen bir gelenek.

Oyuncular için isim vermek gerekirse Valbuena, Kezman,Krasic. Bu isimlerin başarılı olduğu yıllarda bu isimlere takılıp kalan Başkan performansları ne olursa olsun yıllar geçse bile takımda görmekten kendini alamıyor. Ancak şunu söylemeliyim ki Aykut Hoca benim için çok farklı bir teknik adam. Biraz eskilere götürmek istiyorum sizleri. Çok değil 2000li yılların başına.Hakan Şükür’ü oynatmayan teknik direktör gerek Galatasaray’da gerek Milli Takımda olası başarısızlık durumunda görevinden alınırdı. Malumunuz en popüler oyuncumuzdu. Benzeri bir durum ise o yıllarda Fenerbahçe’de artık takımın herşeyi olarak görülen Alex’i kesen Aykut Hoca giydiği ateşten gömleğe rağmen tarihi bir başarıya imza atarak takımı UEFA Avrupa liginde yarı finale çıkartmıştır.

Finali oyuncuların bireysel hataları ile kaçırdığını söylememize gerek yok. Tekrar günümüze dönecek olursak ligin son yıllarda performansı en yüksek hocalarından. Konyaspor ile yakaladığı istikrar hocanın tekrardan efsaneleştiği takımının başına gelmesine sebep oldu. Ancak o da farkındaki takımda en büyük eksik zihinsel alanda. Kalite ve derinlik anlamında hala üst düzey bir kadroya sahip olan takım her ne kadar Kjaerin gitmesiyle önemli bir kayıp yaşadıysa da şampiyonluğa oynayabilecek bir kadroya sahip. Bu sezon bana göre ligin Beşiktaş ile birlikte en büyük favorisi. Ancak bu söylediklerimin gerçekleşebilmesi için öncelikli şart teknik ekibin takım ruhunu tekrardan getirmesi.Aksi halde mali anlamda da büyük sıkıntılar yaşayan ve kısıtlamalara tabi olan kulübü sıkıntılı günler bekliyor. Dünyanın hemen hemen her ülkesinde alışılmış olan başarı transferi getirir geleneği malumunuz bizim ülkemizde ters işliyor. Ve başarı gelmediği zaman da kulüpler mali sıkıntılar yaşıyor. Tüm bu risklerin farkında olan yönetim tecrübesinden yararlanmak için Valbuena ve Isla’yı kadroya kattı.

Lig öncesi maçlarda dinamik bir görüntü veren Dirar ise uyum sağlarsa deplasman maçlarında takıma puanlar kazandırabilecek bir oyuncu. Süratli olmasının yanında birebirlerde de etkili ancak üstüne istikrar anlamında koyacak çok şeyi var gibi gözüküyor. En büyük soru işareti ise Mehmet Ekici. Takımın verdiği kadro dışı cezası yüzünden 6 ay top oynayamayan oyuncu hazırlık maçlarında zamana ihtiyacı olduğu mesajını verdi. Tüm bu gelen ve giden oyuncuların oluşturduğu yeni düzene Aykut Hoca yine 4 sezon önceki takım ruhunu kazandırabilirse Fenerbahçe kulübünü güzel günler bekliyor. Ancak lige puan kayıplarıyla başlamayı gelenek haline getiren teknik adama taraftarların ve yönetimin süre tanıması gerektiğini de belirtmeliyim. Yine de lig başındaki puan kayıpları için şu sözü de söylemeliyim ki ,sözün sahibi Benitez, ‘Şampiyonluk ilk haftalarda kazanılmaz ama ilk haftalarda kaybedilir.’ Bu sözü de hesaba katarak Fenerbahçe için güzel güneşli günler birkaç engel ötesinde.

 

Hüseyin Arslan