Güzel Günlere Dair Umutlar Taşımak

Güzel günlerin geleceğine dair umutlar taşımak istiyorum içinde. İçinde küskünlüklerin asla yaşanmayacağı, en sevdiğiniz insanlarla baş başa vakitler geçireceğiniz mutlu bir dünya düşlüyorum ben. Ne zengin bir yaşam ne lüks arabalar ne de pahalı restoranlar vardır hayallerimde. Yalnızca mütevazı hayaller istiyorum yanımda.

Güneşli olması gerekirdi şairin dediği gibi. Güzel günler hep güneşli olmaz mıydı? Güneş en mutlu anımızda açmaz mıydı tam tepemizin üstünde. O yüzden güneşin o altın sarısı rengi olmalıydı muhakkak düşlerimde. Kimsenin kimseyi incir çekirdeğini doldurmayan sebeplerle kırmadığı, kimsenin içinde en ufak bir itiraf edilememişliğinin kalmadığı bir dünyaydı benimki. Sevenlerin sevdikleriyle ömür sürdüğü hastalıkların ve kazaların; cinayetlerin ya da talihsiz olayların olmadığı bir dünya.

Çocukların annesiz ya da babasız yetişmek zorunda kalmadığı, papatya tadında bir küçük dünya düşlüyordum sadece. Ağlamak istediğinde örneğin aşık olduğunuz insanın omuzlarında bulacaksınız kendinizi. Gülmek istediğinizde ise çevrenize bakmanızın yeterli olacağı bir hayattı dilediklerim sadece.

Sen iyi olursan herkes iyi olur derdi bir büyüğüm. Herkesin iyi olduğu bir dünya; kimsenin kötülüğü düşünecek vaktinin olmadığı herkesin tuhaf tuhaf isimleri girişindeki tabelaya yazacağı bir hayali dünyaydı benimki. İhtirasların, mevkiye tapmanın, paragöz olmanın bilinmediği; kindarlığın, nefret ve haset etmenin duyulmadığı küçük bir kasabası olan dünyacık istiyordum yalnızca.

Örneğin o dünyada insanlar kahvaltı edip ağlamayacaklar Madak’ın dediği gibi mesela o dünyada mutsuz olduğunda insanlar, yok olacak bazı dakikalar. Bu kadar, hepsi; yalnızca bu kadar.