Dünyanın Küçük Bir Kasabaya Dönüşmesi

Dünyanın küçük bir kasabaya dönme efsanesini çoğu zaman “şehir” kategorisi altında değerlendirmek isterdim. Oysa gerçekler gereğinden fazla gün yüzünde. Artık herkes herkesleşmekte. Herkesleşmek ise herkesin en önemli sorunu ama kime göre. Bence düzeltelim herkesleşen herkesin herkesleşme sorunu, zaten herkesleşmiş olan insanların o kadar da umurunda olmasa gerek.

Herkes lafını çok kullandığım için bir daha hiç kullanmayacağım bu yazıda. Şimdi efendim şöyle bir sorun var. Dünya üzerinde yaşayan her insan nerdeyse insanlığın tümü nerdeyse aynı elbiseyi giyiyor, aynı telefonu kullanıyor, aynı yemeği yiyor.

Los Angeles’ta evinden çıkan Marry, biraz yürüyor ve arkadaşı Carl’ı Apple marka telefonuyla arıyor ve bir alışveriş merkezinin önünde buluşuyorlar. Ne yapsak ne etsek boş muhabbetinin ardından alış veriş merkezinin içerisindeki Mc Donalds’tan yemek yemeye gidiyor ve ardından karınları doyduktan sonra Zara’dan gidip kendilerine üç beş parça bir şeyler alıyorlar. Şimdi son derece saçma bir öykülemenin ardından şöyle bir soru yöneltmek istiyorum. İstanbul’da yaşayan Pelinsu ve Ecenaz’ın böyle bir saçma senaryoyu yaşama ihtimali var mı?
Eveeet acı gerçek. Var hem de yüksek bir ihtimalle ikisi de aynı senaryoyu yaşayabilirler. Şehirleşmenin ve metropol insanlarının yaşayış şekli, aynı şartlar altında yaşayan insanlarla nerdeyse değil birebir aynı. Sadece Apple olmuyor da Samsung oluyor; Mc Donald olmuyor da Berger King oluyor ya da Zara olmuyor da Polo veya Tommy oluyor. Değişen sadece markalar.

İnsanlar için son derece doğal olan bu durum üzülerek söylemeliyim ki benim için de tam tersi oranda anormal olmasına rağmen elimizden bir şey gelmiyor. Dünya internet ve hızlı ulaşımın da etkisiyle evet, burası doğru, küçüük bir kasabaya dönüştü efendim.