Hayat Tiyatrosunda Seyirciler ve Oyuncular

Üç-iki-bir. Tiyatro başlıyor. Yerlerinizi alın. Herkes diyaloglarını ezberlesin. Tek seferlik bir tiyatro bu. Seyircilerin sizi alkışlamasına aldırış etmeyin. Hayat tiyatrosudur bu. Burada roller sizin akışınıza bağlı.

Hayat tiyatrosunda her şey doğaçlama. Birden kendimizi sahnede seyircinin önünde buluruz. Kimileri perde arkasındadır, kimisi seyircidir kimisi de sahnede yer alan bahtsız bir oyuncudur.

Roller ezberlenir, kendinizi iyi bir şekilde ispat etmeniz gerekir. Eğer alkış alırsanız seyirciden, sınavı geçmiş olacaksınız. Seyirciler de uyuklamadan izlerlerse onlar da sınavı geçmiş olacak.

Tiyatro, salondaki tüm insanlar tiyatronun bir parçası. Gerçek hayatta da bizi değerlendiren kriterler, değerler, töreler, arzular, ihtiraslar ve de hukuklar vardı. Onlar tiyatroda seyirciydi. Söylediklerimiz ya da rollerimiz onlar için vardı. Perde arkasında tüyolar verenler de bizi yönetenlerdi. Her şey seyirciye iyi görünmek ve onlardan alkış almaktı.

Süremiz belirsizdi, eğer kötüyseniz tiyatro size bitmek bilmeyen bir eziyet olurdu; iyiyseniz doyumu olmayan iyi bir macera. Kimileri sıkılır, kimileri şevkle yapardı oyununu. Bazıları seyircileri önemsemez, bazıları her şeyini onlar için yapardı.

Hayatta herkesin bir rolü vardı. Asker rolü, öğrenci rolü, işsiz rolü, okulu asma rolü, patronla tartışma rolü gibi tonlarca rol. Herkes oyununu, rolünü ezberlediği kadar oynuyordu. Hayatta da tiyatroda da rolünü iyi yapan alkışlanıyor ve yükseliyordu.

Perde kapandığında kimi zaman alkış seslerinin hala devam ettiğini duyarsınız bu iyi bir iş çıkardınız demektir; mutlusunuzdur, gururlu ve aynı zamanda hala bitmeyen bir istek ve heyecanla dolusunuzdur. Bazen de henüz sahnedeyken seyircilerin teker teker çıktığını görürsünüz salondan. Hani tuttuğu takım fark yediğinde maçın son 10 dakikası stadı terk eden taraftar gibi. Onları ister istemez görürsünüz ve moraliniz bozulur. Belki son sahnede öyle bir şey yapacaksınız ki herkes sizi ayakta alkışlayacak; öyle bir söz söyleyeceksiniz ki herkesin ağzı açık kalacak. Ama seyirci çoktan gitmiş, diğer oyuncular size ‘ne yaptın’ der gibi gözlerini dikmiş; perde kapanmış ve siz mağlup olmuşsunuzdur.

Artık en ihtişamlı zaferleri kazansanız dahi nafiledir. Kendinize karşı verdiğiniz savaş, cephanesini tüketmiştir. Hayat tiyatrosunda her şey roldü ve siz o rolü layıkıyla yerine getirememişsinizdir. Belki siz daha iyi rollerde bambaşka diyaloglarda yer almalıydınız ama kader size o rolü uygun görmüştü. Kader…