Sizi Sevene Gidin

İki şey insanı yaralıyor biri sevmediği insanlardan gelen saplantılı sevgi öteki beklediği insandan gelmeyen ufacık ilgi.

İnsan, sevgi büyüttüğü, aşk beslediği birilerinden isediği cevabı bulamadığı zaman hevesi kursağında kalıyor, umudu kırılıyor öyle değil mi? Herkes sevdiği kadar sevilmeyi ister. Oysa bir de sevmemek var. Sizin birilerine karşı hiçbir şey hissetmeyip birilerinin size karşı beslediği büyük bir aşk olabiliyor.

İşte burası çelişkidir. İnsan hep sevgisinin kutsallığıyla övünür. Ondaki aşk kimsede yoktur ve kimse onun birilerini sevdiği gibi sevemez. Oysa birisi ona aşıktır ve onu saplantılı derecede sevmektedir. Aşkının kursallığı ile övünen kendisini sevenin samimiyetinden şüphe duyar. Kabul etmek istemez kendisini birisinin, özellikle istediği birisi haricindeki kişilerin sevmelerini.

İnsanın canını yakar bu durumlar. Ve bu iki durumu aynı anda yaşamak zorunda kalan insanları düşünün. Kalbini bir başkasına vermiş ama kalbi de aynı zamanda bir başkasında kalmış. Sevdiği insan kendisine en ufak bir ilgi göstermezken, sevmediği birisi onun için neredeyse canını verecek.

Şüphesiz tereddütte kalmak zor bir iş. Evvel zamanın büyüklerinden birisi şöyle demiş: Seni sevene git. Sevdiğiniz insanların sevdiğiniz miktarda sizi sevmesi imkansızdır; hep daha az severler sizi, eğer samimi bir aşıksanız. Zordur, gönlündekinden vazgeçmek. Ama her gün biraz daha ölmektense bir gün tam olarak ölün daha iyidir emin olun. Günden güne eriyip gittiğini, hayallerin suda halkalar çizip kaybolduğunu görmekten başka ne kalıyordu ki avuçlarınızda.

Siz boşa verin; sizi sevene gidin.