Hayatın Bilançosu

  • Gereğinden çok bilip,Gerektiğinden Az Yaşıyoruz.

   Cebir biliyoruz,anatomide eksiğimiz yok hatta topoloji ve istatistik hakkında harikulade bilgi donanımına sahibiz.Envai çeşit integrali açıp kapayacak,karşımıza ne çıkarsa çıksın alayının türevini alacak kadar hakimiz konuya.Bir ineğin hatta sineğin dahi bütün organlarından,sağlığından haberdarız.Otursak tüm kasları sayar birçok hukuki terimi açıklayabiliriz.Bütün bilimlerde bilgi sahibiyiz fakat hayat hakkında hiçbir bilgimiz yok.Matematikte iyiyiz evet ama çoğumuzun helal ikinin haram beşten büyük olduğundan haberi yok.

Bütün ihtişamımız(!) ve hızımızla geçmekteyiz dünyadan.Hız arttıkça ayrıntı azalır prensibi gereği hızlandıkça uzaklaşıyoruz çevremizden ve farkında olmasakta kendimizden.İnsan;hamuru merhametle yoğurulmuş bir canlı,canlıydı yani evvelde hızlanmadan önce.Hızlı yaşayınca hayatı,ayrıntılar fark edilmemeye başlanıyor,ayrıntıdan uzaklaşıncada basmakalıp hayatlar yaşıyor insan.Böyle oluncada asgari düzeyde dahi olmayan huzura gebe gündüzlere uyanıp hayaller yeşertiyor aklında.Bu şekilde oldukça süratli bir şekilde ilerliyoruz,yazılsa kitaplara okullarda derslere konu olacak birçok hayat hikayesinin tam ortasından,farkında olmadan.

  • Toprak Ananın Çocukları,Arsa Sahibi Müteahhitler

Birçoğumuz kendisinden daha akıllı telefonlar kullandığı halde beğenmeyip daha lüks(popüler) ve daha güzel(pahalı) cep telefonları istiyor.Teknolojinin boynumuzdaki halkası hala geniş geliyor olsa gerek ki boğulmadan ısrarla daha fazla sıkmasını diliyoruz her an.Dolaplarımızda çekmecelerden sarkacak kadar fazla kıyafet olmasına ragmen alışveriş adını koyduğumuz kutsal meditasyon ve muhim hobimizin affına sığınarak yeni ihtiyaç listeleri sıralıyoruz.Hızın dayatması karşısında doymak bilmiyor gözümüz,gönlümüz ve daha kötüsü hırsımız doymak bilmiyor.Eskilerin ‘toprak doyursun gözünü’ deyişi bugünlerde müteahhitler için yeni apartmanlar dikmek için fırsat oluyor.Yani maalesef artık nerdeyse toprak bile doyuramıyor gözümüzü.Çünkü ölümlerinin üzerine bile yaşamlarındaki kadar plan listeleri yapan insanlara denk geliyoruz günümüzde.

  • Hayat Kağıtta Yazıldığı Gibi Okunmuyor

Koşar adım ilerlerken zamanın içinde,temiz bir kalbe sahip olmayan birçok insanla karşılaşıyoruz.Hepimizde illakli oluyor bu durum ve böylece yüzlerce kalbi kömür karası insan türeyiveriyor gözümüzün değdiğince her yerde. Ama işin entresan kısmı,her gün bunlara defalarca kez satatüsü popülerliği gibi bahanelerle gülümseyip göz kırparken,asıl gerçek hikayelere sahip insanları ıskalayıp tam aralarından geçip kayboluyor,karışıyoruz kalabalıklara.Fark etmiyoruz farklı olanları,az ile yetinip bundan fazlasıyla mutlu olanları,’eski’ yi kıymetli bilip eskimiş diye bir sözcüğü lugatında barındırmayanları,tencerede kaynatığını kapağında yiyenleri ve fark etmiyoruz ismi bir banka kartına dahi konu olmayanları.

 

 

Hüseyin Yılmaz

Biraz öğretir malum öğretmen,ama her fazlasıyla öğrenir tahmin edersiniz ki o da insan,azıcık yazar kendi halinde,bunaldığı zamanlar fazla olmasada çizer ama fazlasıyla sever