Herkesin Oyu Bir Midir?

Dün ülkemizin geleceği için önemli bir virajdan geçildi. Referandumla evet oyları yaklaşıl bir milyon oyla hayır oylarını geçti. Şaibeli bir seçim olarak geride kalan bu referandum arkasında birçok soru işareti ve tartışmaları da beraberinde getirdi. Bunlardan biri de herkesin oyu bir mi tartışması oldu. Öne çıkan yaklaşımlar şuydu: İstanbul, Ankara ve İzmir gibi şehirlerin kaderlerini, Bayburt, Yozgat gibi şehirler belirledi. YSK’nın mühürsüz oyların da kabulü referandumun sonucunu belirledi. İkincisi kabul edilebilir bir yaklaşım. Fakat ilki tamamen halkı kutuplara bölmek ve diğer bir kesimi aşağılamaktır.

Sonuçlar ne olursa olsun ülkemiz demokrasi ile yönetilen bir ülke, ve zengin bir kişinin oyu ile bir çobanın oyu arasında herhangi bir fark yok. Olamaz. Hani demokrasi her zaman iyi bir şeydi? O zaman bu yaklaşıma göre değilmiş demek.

Şimdi Bayburt’ta yaşayan halk ile İstanbul’da yaşayan halk arasında; İzmir’de yaşayan hayırcı ile Van’da yaşayan evetçi arasında insanlık, vatandaşlık açısından bir fark var mı?

Okumamışlık, cahillik ile bağdaştırılan bu aşağılama kompleksi, ülkemizin aslında çeyrek asırda yaşamış olduğu kutuplaşmanın bir sonucudur. Bunun yanlış olduğunu söylemeye gerek yok. Milletin oyunun itibarını ya da değerini sorgulamak yerine kendi cephenize ne kadar sahip çıktığımızı sorgulamak gerekir. Evetçiyseniz ne kadar evetin arkasında durduğunuz; hayırcıysanız da ne kadar hayırın arkasında durduğunuz önemli. Milletin oyunu sorgulamak en bariz biçimde kendi suçunu yansıtmaktır.

Referandumun sonucu ne olursa olsun, bizim kardeşliğimize gölge düşürecek sonuçlar çıkarmamalıdır. Yoksa Türkiye haritasının hangi bölgelerinin kırmızıya, hangi bölgelerinin sarıya döndüğünü ilk defa görmüyoruz.