Makyavelizm Nedir?

İtalyan siyaset bilimci ve düşünür Niccolo Machiavelli tarafından temelleri atılan düşünce şekline Makyavelizm denir. Daha çok siyasi arenada kullanılan bu terimi kişilere de indirgeyebiliriz. Özünde şu felsefi yaklaşımı temel alır: Ne yaparsanız yapın yaptığınız iş sizin istediğiniz şekilde var olsun, başarıya ulaşmak için her yol denenebilir, savaşta her türlü hile mübahtır.

Makyavelist politika şöyle der: Eğer bir ideoloji ya da harekat için çaba gösteriyorsanız siz bir savaştasınız demektir. Düşmanı yenebilmek için de savaş esnasında her yolu denemelisiniz. Kumandan savaşı kazanmak amacıyla düşmanına yalan söyleyebilir. Öncü birliklerinin tamamını düşmanı yanıltmak amacıyla ölüme sürükleyebilir.

Thomas Hobbes

Yine makyavelist politikaya göre siyasette realizm temel alınır. Güçlü olan dilediğini yapar; zayıf olansa çekmesi gereken acıyı çeker. Niccolo Machiavelli bu düşüncelerini Avrupa’da rönesansın başladığı, bilim ve teknikte filizlenmelerin olduğu bir dönemde yüksek sesle dile getirmiştir. Yaklaşık aynı yüzyıllarda yaşamış olan Thomas Hobbes ile beraber meşrutiyetin savunucuları olmuşlardır. Niccolo Machiavelli, Prens adını verdiği kitabında görüşlerinin tamamını dile getirmiştir. Thomas Hobbes ise 1695 yılında yayımladığı Leviathan’da Makyavel ile aşağı yukarı aynı görüşleri paylaşmıştır. Thomas Hobbes ve Toplum

 

 

Makyavelizm şu tanımlarla da bağdaştırılabilmektedir.

-Bireyselcilik
-Faydacılık
-Bencillik

Makyavelizme göre, kişilerin devletler nazarında herhangi bir önemi yoktur. Eğer devlet baki kalacaksa insanlar bu yolda ölebilirler ve devletler buna rahatlıkla göz yumabilir. Örneğin makyavelizme göre, devletin belirli bir dini olmaz. Devlet gerekirse kendi dinini kullanarak devletin devamını sağlar. Ve devlet, kendi dinine istediklerini ekler. Aynı zamanda korku, makyavelizmin olmazsa olmazı, devleti meşrulaştırma aracıdır. Ülkede kaygı ve korku ortamının var olması makyavelizme göre, devleti yönetenlerin işini kolaylaştıracaktır.

Mchiavelli’nin bu görüşlerini temellendirdiği yıllara bakmak gerekir. İtalyan düşünür diyoruz ama Makyavel de o zamanlar da İtalya’daki mevcut prensliklerden olan Floransa’lı bir düşünürdü. Yani İtalya o zamanlar parçalanmış bir siyasi yapıya sahipti. İtalya, siyasi birliğini ancak 1870’li yılların başında tamamlayacaktı. Öte yandan Makyavel tam da Rönesans’ın başladığı ve henüz yeni yeni filizlendiği dönemlerde bu görüşlerini dile getirmiştir.

Makyavel, insanoğlunun sürekli içinde bulundurduğu düşüncelerini, cesur bir şekilde dile getirmiştir. Makyavel’in bu düşüncelerini salt kötülük olarak değerlendirmek de yanlış olacaktır. Dönemin şartlarını ve siyasi koşullarını da hesaba katmak gerekir. Haklılık payı muhakkak vardır. Özellikle kişi bazında önemli tespitler içerir.