Vicdan Polisi Olmak

Seçimlerden sonra en çok üzerinde durulan ve en sık kullanılan argüman, bir tarafı aşağılamak ve o tarafı ezelden beri haksız çıkarmak ya da suçlu göstermek olmuştur. Kısaca vicdan polis olmak. Örneğin kitap okuma oranının en yüksek olduğu şehirler, referandumda kırmızı ile gösterilen bölgelerdir eğer Doğu illerini saymazsanız. Bu tablo bize bir şeyler anlatabilir mi? Okuyan insan iktidara oy vermez anlamı çıkartılabilir mi? Kesinlikle ve milyon kez kesinlikle hayır. Bu bir aşağılama örneğidir. Ve seçimlerden sonra gerek televizyonlarda, bilhassa sosyal medyada bu grafik ve karşılaştırmalara sıklıkla rastlarız.

Doğruluğu kesinlikle yoktur denemez. Evet kıyı şeridi okumayı seven, biraz daha kültürlü insanlardır fakat bu onların her zaman doğru düşündükleri ya da doğru yolda oldukları anlamını hiçbir zaman doğurmaz. Kitap okumak ya da kültürlü olmak insanı sadece yolda kılar, yol açıklamalarla ve gerçeklerle doludur. İnsan, zihni kadar hayatına yol verir, tercih yapar ve oy kullanır. Şimdi şöyle demek lazımdır:

-Doğu illeri ya da turuncu, sarı boyalı renkler ülkenin en cahil kesimidir, bir şeyden anlamazlar.

-Ülke yönetmeyi, belediyecilikle karıştırmışlardır.

-Ülkenin kaderine bilinçsizce etki ederler.
Doğru mudur? Yanlış, katiyen yanlıştır. Ne açıdan? İnsanlık açısından ve milli açıdan. İnanın yanı başınızdaki insan, hayır kullandığı gibi; hiç sanmadığınız, ihtimal vermediğiniz bir insan da evet kullanabilir. Oy bir vicdan meselesidir ve vicdan ancak sandığa gelince, mühürü iki taraftan birine basacağınız zaman yükselir kendi içinizde.

Vicdanları sorgulamak ise hiçbir canlının ya da hiçbir insanın yapacağı, üstleneceği bir vazife değildir. Kimsenin de buna hakkı yoktur. Bir insan da diğer bir insana bu vazifeyi veremezdi. Ama gelin görün ki herkes vicdan polisi olup çıkmış, herkes herkesin vicdanını dilediği gibi sorguluyor. Saygı.