Kısaca Türkiye-Avrupa Birliği Tarihçesi

Türkiiye, dış politikasındaki ‘Batıclılık’ politikasının bir sonucu olarak Avrupa’da kurulan entegrasyonlarla yakından ilgilenmiştir. Bu çerçevede 1950’li yılların başında kurulmuş olan Avrupa Topluluğu da Türkiye’nin üye olmayı talep ettiği bir oluşum olmuştur. Yunanistan’ın başvurusunun hemen ardından başbakan Adnan Menderes yönetimindeki Demokrat Parti iktidarı 31 temmuz 1956’da AET’ye üyelik için başvuruda bulunmuştur. Bu başvuru AET tarafından da olumlu karşılanmıştır. Ancak başvurunun hemen ardından gelen 27 Mayıs 1961 darbesi, Türk demokrasisi adına olumsuz bir dönemi getirmiştir. Akabinde 1963 yılında Türkiye ile AET arasında bir ortaklık ilişkisi kuran Ankara Anlaşması imzalanmıştır. Anatlaşma, Hazırlık, Geçiş ve Son Dönem olmak üzere  üç aşamalı bir süreç öngörmüştür. Ankara Antlaşmasının hazırlık dönemi sona erdirecek olan Katma Protokol’ün imzalanması 12 Mart 1971 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından verilen muhtıra nedeniyle gecikmiştir. 1973 yılında yürürlüğe giren Katma Protokol ile Geçiş dönemi başlamıştır. 1974 yılında Türkiye’nin Kıbrıs müdahalesi ve sonrasında Batı’yla ilişkilerin olumsuz evrimi ortaklık ilişkisini de sıkıntıuya sokmuştur. Bunu takiben Türk demokrasisi yeni bir darbe ile karşı karşıya gelmiştir. 12 Eylül 1980’de gerçekleşen darbe sonrasında ilişkilerde dondurulma kararı alınmıştır. 1986’da toplanan Ortaklık Konseyi kararı ile ilişkilerin yeniden canlandırılmasına karar verilmiştir. Ortaklık süreci bu şekilde sürerken 1983 yılında iktidara gelen Turgut Özal 1987 yılında tam üyelik başvurusunda bulunmuştur. Başvurudan yaklaşık 3 yıl sonra Avrupa Komisyonu Türkiye’ye olumsuz cevap vermiştir. Ortaklık sürecinin bir sonucu olarak 1 Ocak 1996’da Gümrük Birliği’nin yürürlüğe girmesiyle Son Dönem başlamıştır.

Avrupa Birliği’nin genişleme perspektifinin yaşandığı 1997 tarihli Lüksemburg Zirvesi’nde Türkiye’ye adaylık statüsünün verilmemesi ilişkilerde iki yıl sürecek sorunlu bir dönemin başlangıcı olmuştur. 1999 yılında yapılan Helsinki Zirvesi’nde Türkiye’nin aday ülke olarak ilan edilmesi ile ilişkilerde yeni bir dönem başlamış oldu. Adaylığın açıklanmasının ardından Aralık 2002’de ki Kopenhag Zirvesi’ndeTürkiye için ‘tarih için tarih2 diye bilinen karar alınmıştır. Kopenhag kriterlerine uyum konusunda çabaları yetersiz bulunan Türkiye’ye, beklediği müzakere tarihi yerine, müzakerelerin ne zaman başlayacağının açıklanacağı tarih verilmiştir. Bu tarih 17 Aralık 2004 Brüksel Zirvesi olmuştur. 17 Aralık Brüksel Zirvesi’nde Türkiye ile müzakerelerin 3 Ekim 2005’te başlaması kararı alınmıştır. 3-4 Ekim 2005 tarihlerinde AB Dışişleri bakanları çok tartışmalı geçen toplantıların ardından Türkiye ilke katılım müzakerelerinin başlamasına karar vermişler ve ilgili belgeyi Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile imzalamışlardır. Aynı tarihte Hırvatistan ile de katılım müzakereleri başlamıştır. Türkiye bu tarihten itibaren müzakere sürecine devam etmektedir. Aralık 2006’da yapılan Avrupa Zirvesi’nde Kıbrıs konusunda beklenen adımları atmayan Türkiye ile sekiz başlıkta müzakereleri askıya almaya ve bu sorun çözülünceye kadar diğer başlıklarda da müzakerelerin sonlandırılmaması kararı alındı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir