Korku Olmadan Devlet Yönetilmez

Korku olmadan bir devleti yönetmek imkansızdır. Makyavelist politika böyle der. Kısaca korku imparatorluğu denilen şey kısaca budur. Görüşe göre iktidarını meşru kılmak isteyen bir devlet her şeyi kullanabilir. Bu yolda yanındaki en büyük koz ‘korkudur.’

Halkı sindirmek gibi ağır bir ifade ile de korkuyu farklı yorumlayabiliriz ama bunun adı her ne olursa olsun sonucu değiştirmeyecektir. Bir devlet eninde sonunda korku mekanizması kullanmadan sistemini devam ettiremeyecektir. Devletler var olmak için her türlü yola başvurmalıdırlar. Yalanla, dinle, masallarla, suçlu yaratmakla. Hatta makyavelist politikaya göre devlet bir dine bağlı olmak zorunda değildir, gerektiğinde devlet kendi dinini oluşturur ve devleti ona göre yönetir.

Korku insanlar için caydırıcı bir güçtür. Halkta panik meydana geldiğinde savunmasız olurlar. İnsanların savunmasız olduğu anlar ise yönetilmeleri için en ideal vakitleri sunar devletlere. İster gelişmiş ülke olsun ister gelişmemiş ülke olsun her devlet, az veya çok korku mekanizmasını devreye sokarlar. Korku bazen uluslararası arenada destek toplamak için vardır, bazen seçimler yaklaşınca olur, bazen de bir iktidarın tüm devlet yönetme anlayışı da olabilir.

Korkunun kontrolü ise tamamen ustalık işidir. Sürekli korku salarak bir ülkeyi yönetmeniz imkansızdır. En ideal şekli belirli düzeyde ve belirli vakitlerde dozajı iyi ayarlanmış korkular’ salarak, istenilen bir şeyi ya da tepkiyi alabilir, tercihleri yönetebilirsiniz.

Bir iktidarı seçme ya da bir iktidara zorunlu olarak oy verme eğilimi de tamamen korkuyla bağdaştırılabilir. Yani bir partiyi ya da kişiyi seçmenin veya seçmemenin rasyonel sonuçları değerlendirilir ve sonunda korku o karara etki eder. Sonuçları düşünen insan bir partiye veya kişiye istemeden de olsa oyunu verir. Bu şu formatla da devam edebilir;

Örneğin terörle mücadele eden bir iktidar düşünün ve o iktidarın gerçekten terörle iyi mücadele ettiğine (öyle bir şey olmasa dahi) kalben inanmış olun. Seçimler yaklaştığında muhalefet partilerinden adayları seçmeyip, iktidardaki partiye oy veriyorsanız bu sizin korku faktörü çerçevesinde hareket ettiğinizi, iktidarın da bunu bilinçli bir şekilde kullandığını gösterir.

Devletler korkuyu kullanmalı mıdır?

Devletlerin iktidarını meşru kılmaları için milyon sebep var. Örneğin ekonomiyi şaha kaldıran bir iktidar neden diğer seçimlerde yeniden seçilmesin? Ya da eğitimde çığır açmış bir iktidar bir sonraki seçimi neden kazanmasın? Ama bir iktidar, meşruiyetini sadece korku üzerinden sürdürmeye devam ediyorsa bu bir süre sonra çatlamalara sebep olacaktır. Neden onca meşru yöntem varken, iktidarlar korkuyu kullanırlar? Çünkü en etkili silah, korkudur. Eğitimden, sağlıktan, ekonomiden ya da her çeşit ülke kalkınması için mükemmel olan faktörlerden bile daha iyi bir silahtır.

Devlet korku mekanizmasını dış politikada kullanmalıdır. Dış politikada korku, bir caydırıcı unsur olarak karşımıza çıkar. Bu ise, bir devletin devamı için olmazsa olmaz şartlarından biridir. Devletin korku olmadan varlığını sürdürmesi, imkansızdır.