Mescid-i Nebevi Nasıl İnşa Edildi?

Mescid-i Nebevi’nin inşa edileceği alan, Peygamber Efendimizin (s.a.v) hicreti sırasında Medine’ye geldiklerinde devesi Kasva’nın dizlerini ilk çöktüğü yerdi. O zamanlarda Kasva’nın diz çöktüğü bu yer, Sehl ve Süheyl adında iki yetime ait bir yerdi. Mirbed arazi diye de geçen bu yerde Mescid-i Nebevi inşa edilmeden önce hurma kurutulup saklanırdı.

Son peygamber Muhammet Mustafa (sav)’ın gelişiyle Medine şehri şereflenmiş ve nurlanmıştı. Bundan sonra yapılacak iş, bir mescit inşa etmekti. Peygamber efendimiz arazide bir cami inşasının olacağını belirterek söz konusu araziyi iki yetimden almak istediğini onlara söyledi. Sehl ve Süheyl kardeşler de araziyi bedelsiz (hibe olarak) bağışladıklarını söylediler. Fakat Peygamberimiz, hibeyi münasip görmemiş ve yaklaşık on miskal altın karşılığında arsayı yetim kardeşlerden satın almıştır. Bu parayı karşılayacak olan kişi de Peygamber Efendimizin en sadık dostu ve hicrette yol arkadaşı olan Hazreti Ebu Bekir’di.

Mescid-i Nebevi’nin yapılacağı alanın ilk önce zemini inşaya uygun hale getirildi ve inşaat malzemeleri tedarik edildi. Daha sonra uzun-kısa kazıklar yapılarak mescidin temeline çakıldı ve temel atılmış oldu. İnşanın temeli, zemine kadar üç zira (yaklaşık 1.5 metre) taş ile örüldü, sonra bina kerpiçten yapıldı. İnşaatın bu ilk halinde mescidin uzunluk ve genişliği yaklaşık 70 zira ebatlarındaydı. Kıblenin Mescid-i Aksa’dan Mescid-i Haram’a çevrilmesinin ardından mescit, 100 zira ebatında, kare biçiminde genişletildi.

Peygamber Efendimiz, Mescid-i Nebevi’nin inşası sırasından ashabıyla beraber çalıştılar. Hatta ashabıyla beraber taş taşıdığı da olmuştu. İnşaatı sırasında ”Allah’ım hayat ancak, ahiret hayatıdır. Ensar ve Muhacirlere mağfiret eyle. Bu taşımış olduğumuz kerpiç ve sair Hayber’in hurma ve üzüm yüklerinden çok daha hayırlıdır; muhakkak bunun Allah katında sevabı en çok, faydası devamlı ve yalnızca ahiret ameli olduğundan daha temizdir.” buyuruyorlardı.

Mescid-i Aksa’ya bakan kısmında bir mihrap ve üç kapı yapıldı.

  • Cümle kapısı
  • Bab’ür Rahme 
  • Peygamber Efendimizin girdiği kapı

Mescid-i Nebevi, hicretin ikinci senesi (miladi 634 yılında) Safer ayında tamamlandı ve üzeri hurma dallarıyla kapatıldı. Daha sonra zevcat-ı mutahharat (Peygamber Efendimizin eşleri) için Mescid-i Nebevi’nin sağ ve sol kısımlarına 9 hücre yapıldı. Mescide en yakın bulunan hücre Peygamber Efendimizin medfun bulunduğu yerdir. Daha sonra Mescid-i Nebevi’nin mihrabı arakasına Ashap için bir gölgelik tahsis edildi ve gelenler burada ağırlandı.

Mescidin temeline başlanacağı sırada Hazret-i Cebrail indi ve mescit duvarlarının yedi arşın yüksekliğinde olmasını, herhangi bir yüzünde nakış ve sair ziynetin olmamasını ve harcın sadece çamurdan olmasını tavsiye etti.

Peygamber Efendimiz yerden bir taş alıp Mescid-i Nebevi’nin temeline ”Besmele” ile koydular. Daha sonra Peygamber Efendimiz sırasıyla Hazreti Ebubekir, Hazreti Ömer, Hazreti Osman ve Hazreti Ali’ye birbirlerinin yanına taş koymalarını söylediler. Bu, bir nevi onların hilafetlerinin de sırasıydı.

Allah’ın Resulü kıble değiştirilip Mescid-i Haram’a çevrildiğinde Mescid’ül Kıbleteyn‘de (Beni Seleme Cami) öğle namazını eda ettikten sonra Mescid-i Nebevi’ye teşrif ettiler. Akabinden Cebrail (a.s) indi ve:

”Ya Rasülallah! Ben haremin arasındaki ağaç ve taşları kaldırdım. Mescidinizin mihrabını Beytullah’a bakarak tayin edip yerleştiriniz.” dediler. Peygamber Efendimiz, Allah’ın evi (Kabe’yi) gözleriyle görüp yerini bizzat tayin ettiler ve böylece Mescid-i Nebevi ibadete kıyamete kadar açılmış oldu. Bu olay Bedir Savaşı’ndan iki ay önce olmuştu.